03 Mart, 2009

Posted by Picasa

25 Ocak, 2009


29 Ağustos, 2006

NECATİ ÇAVDAR 'IN OBASI : 1

NECATİ ÇAVDAR 'IN OBASI : l


Necati Çavdar'ın penceresinden
DİL'den DİL'e İL'den İL'e ANADOLU'dan İZLENİMLERİ
ŞİİRLERİNİ
RÖPORTAJLARI
VE
BAZI YAZILARINI BULACAKSINIZ
DEVAMI NI İZLEMEK İÇİN:
NECATİ ÇAVDAR'IN OBASI ll
www.necaticavdar.blogspot.com

VE

Yazıları için:
www.haberbir.com
http://blog.milliyet.com.tr/necaticavdar

www.blogcu.com/necaticavdar

www.benimblog.com/necaticavdar

Şirleri için:
http://www.sairinyeri.blogspot.com

Doğduğu yer: KÜÇÜK HIRKA KÖYÜ için

www.khirka.blogspot.com


ADRESLERİNE BAKILABİLİR

26 Şubat, 2006

Manavgat Yenileniyor

MANAVGAT, YENİLENDİ

-Manavgatlılar, “Mevcut belediyenin çalışmasıyla Manavgat kasaba hüviyetinden çıktı. Şehir görünümü aldı” diyorlar.
-MHP İlçe Başkanı İsmail Hakkı Karadağ, iki dönemdir MHP’nin aldığı Belediye çalışmaları için “ İlk dönem alt yapı çalışmalarına önem verildi.Bu dönemde üst yapı çalışılmalarına önem veriliyor” dedi
-Küllüye camii, Şehrin simgesi olmuş.
-Manavgat suyunun satışıyla ilgili yapılan hazırlık ve kurulan tesisler boş yatıyor.
-Yörükler Başbakan’ı çadırlarında misafir etmek istiyor.

Manavgat ilçe merkezindeyiz..
Sokakları dolaşıyor, parklara iniyor, esnaf ve şehir halkı ile görüşüyoruz..
Ortak kanat şu:
Manavgat son on yılda hazla gelişti.
Fakat iki 6-7 yıldır inanılmaz değişim var.
Mevcut belediyenin çalışmasıyla Manavgat kasaba hüviyetinden çıktı. Şehir görünümü aldı
Ne varsa yenilendi.Sokaklar , caddeler açıldı.Eserlere eserler katıldı.
Kendisiyle görüştüğümüz MHP İlçe Başkanı İsmail Hakkı Karadağ, iki dönemdir MHP’nin aldığı Belediye çalışmaları hakkında bilgi verirken “ İlk dönem alt yapı çalışmalarına önem verildi.Bu dönemde üst yapı çalışılmalarına önem veriliyor” diyerek belediyenin iktidar desteği olmadan da büyük işler yaptığını vurguluyor.
MHP Manavgat İlçe başkanı, ilçeyle ilgili şu bilgileri veriyor.
Manavgat’ta tirizim ve tarım önde ancak, ilçenin 3/2 si orman.
Ormanlarımızda Karaçam, köknar Ladin ve Ardıç bulunur.
Manavgat sadece kıyı şeridinden ibaret değil.denizden Isparta ve Konya’ya kadar gidin toprağımız ve buralarda yaşayan geçimlerini sağlayan insanlarımız var. Kıyı şeridinde turizm, Toroslar’ın güney eteğinde tarım yükseklerde tarım ve hayvancılık yapılır. O nedenle ilçenin sorunlarını bakarken sadece tarizimle ilgili, kıyı şeridini değil Toroslar da yaşayan, İçanadolu iklim şartlarında üretim yapan insanlarında sorunlarına eğilmemiz gerek
-İktidarın Manavgatla ilgili bir projesi yok.
Toroslar’ın güneyinin iyi projelendirilmemi, buralarda otlak iyenin yok edilmesi, mera problemini ortaya çıkardı.Sürü sahipleri küspe, arpa gibi yem fiyatına yetişemiyorlar.Yem parasını ödeyemiyorlar. Bölgemizde tarım ve hayvancılılık bitme noktasına geldi
Hükümet, tarımsal kalkınmada AB n yapıyorsa onu yapsın da kendi özelliğimize uygun destekleme yapsınlar.Meralar, hazine arazilerini, tapalamasından vaz geçtik Yörüklere tahsis etsin…Göçebelik geleneğini sürdüren bu insanlar hiç değilse yaylalarda insan gibi yaşama imkanlarına kavuşacak barınaklar yapabilsinler.
Ormanlar yok yere harcanacağına orman köylüsünün, yalarlarda üretim yapan Yörüklerin kullanımına verilsin.
Bu gün Toroslar’ın güneyi yaz ama Toroslar’ın başında ve kuzeyinde kış olanca ağırlığı ile hüküm sürüyor.Yaylalarda kalan insanlar geçecek yol bulamıyorlar.bunlarında sorunları ile ilgilenilmesi gerek.



Manavgat’a Vurulan Mühür:KÜLLÜYE CAMİİ


Manavgat’ta, herkesin dilinde Küllüye cami var.
Gerek belediye, gerekse vatandaşların katkıları ile Manavgat’a güzel bir cami yapılmış.Adı küllüye cami.
Şimdiden Manavgat’ın simgesi haline gelen Küllüye camiin Manavgat çayına düşen su iletiyle görülmeye değir.Hele bir gece görüntüsü var ki anlatmak mümkün değil.
2,5 sene gibi kısa bir zamanda hizmete açılan camiin açılışını her ne kadar Dinler Bahçesini açan Tayyip Erdoğan yapmamış ama Diyanetten sorumlu Devlet bakanı Mehmet Aydın gerçekleştirmiş. Manavgatlılar bu durumu bir yerlere not ettiklerini söylemekle yetiniyorlar.Fakat, gerçekten takdire şayan sesleri ile insanları büyüleyen müezzin ve imamı ile camiin içinde insanı mest ediyor. yapılan bu camii, yeni bir simge olarak Manavgat’a mührünü vurmuş…
Öte yandan Manavgat Çayı üzerine kurulan köprüde Manavgat’a yeni bir gerdanlık gibi
bir hayli yakışmış.
MANAGAT SUYU YILAN HİKAYESİ
Tüm Türkiye’nin bildiği gibi bir “barış suyu” projesi var.
Bunun kaynağı Manavgat.
Tertemiz menbağı, kirletilmemiş çevresiyle Manavgat çayı bir yerlerin iştahını kabartıyor.
Bazı ülkelerin petrolü varsa bizimde Manavgat Irmağı gibi denize akan altın değerinde suyumuz var.
Bu suyun satılması ve ülkenin döviz kazanması düşünülmüş.
Bunun içinde hemen İsrail talib olmuş.Görüşmeler, pazarlıklar, ön anlaşmalar derken İsrail’in Manavgat’ın geçtiği yerleri kendi kontrolüne verilmesi gibi ülkenin hükümranlık haklarını istemesi gibi şartlar sonucu pazarlık görüşmelerinin kesildiğini Manavgat’ta öğreniyoruz.
“Zaten Manavgat suyunun geçtiği alanları Devlet Su İşleri koruyor, İsrail’e neden verilecek?” diye soran Manavgat halkı Türkiye’nin çıkarına ve hükümranlık haklarının halle gelmemesi şartıyla Manavgat suyunun değerlendirilmesini istiyorlar.
Turgut Özal’ın Başbakanlığı döneminde gündeme gelen ve ülkemize yılda 300 milyon dolar gelir getirmesi ve su sıkıntısı çeken Ortadoğu ülkelerine hayat vermek amacıyla 1992 de başlatılan Manavgat suyunun dış pazarlara satılması için Süleyman Demirel döneminde çalışmalara başlanmış, suyun temizlenmesi, pompalanmamsı ve yüklenmesi için bu güne kadar 147 milyon dolar harcanarak 1999 tamamlanan tesisler bile kurulmuş.Manavgat halkı, yıllar yılı milyonlarca dolar yatırılarak yapılan bu tesislerin boş durdurulmayarak bir an önce işletmeye alınmasını istiyorlar.

Manavgat’ta turizm var. Tarım var.hayvancılık var..
Her birinin ayrı problemi var.
Mesela Manavgat’ta bir otel. Corolla Oteli..
Yazın bin kişi ağırlıyorken kışın sadece 30 kişi var otelde.Otel sahibi Hasan Özden bey, yazın misafirleri kışın kendimizi ağırlıyoruz diyor.
Öte yandan turist sayısının artmasına rağmen düşen kaliteden yakınılıyor.
Otellerden birinde yan masada duran 60-70lik yüzleri kırışmış,göbeği açık bir bayan ile yayında bulunan 30luk delikanlıyı gösteren bir işletmeci, “ne yapalım sermayemiz bu” diyerek turizm de geldiğimiz noktanın altını çiziyor.
Turizmde yaza bağlı sirkülasyonun 4 mevsime yayılması için aralar bulunması gerekir.Yoksa var olan tesisler kalitesiz müşteriye iyi hizmeti hangi döneme kadar sürdürebilir ki?


YÖRÜK ÇADIRINDA BİR AKŞAM:
Yörükler Başbakanı bekliyorlar.

Yörük geleneğini sürdürerek hayvancılık alanında üretimini sürdüren Manavgat’ı Yörüklerden Bayram Keçe, içinde bulundukları şartları görmesi için”Başbakanımızı bekliyoruz” dedi

Manavgat deyince hep turizm ve başta seracılık olmak üzere tarım akla geliyor. Fakat birde hayvancılık var bunu da genellikle kışın Toroslar’ın güneyine çekilen, yazın kuzeyine giden Yörükler yapıyor.
Manavgat’ın içinde, şehir merkezin yakın Yörük çadırları dikkatimizi çekiyor.
Kendilerini habersiz olarak akşam karalığında ziyaret ediyoruz.
Çok sıcak karşılayan Yörük beyi, Bayram Keçe’den yaşantıları ile ilgili bilgi alıyor, bizzat içinde bulundukları durumu yerinde görüyoruz.

Havanları büyük baş ve küçük baş olmak üzere ayrı çadır ve ağıllarda. Oğlaklar ayrı ağılda.
Yörük obasının güvenliği Sivas’tan getirilen kangallara emanet.
Elektrik yok
Ay ışığında oluklara kanan yemlerini yiyen keçiler var. Hala yatmamış ancak gündüzden kalan birkaç işi görmekte olan çocuklar okullarına gittiklerini ancak yaylaya çıkacakları anı gözlediklerini belirterek, hemen yanlarındaki şehrin ışıklı pırıltısının çekiciliğine rağmen “yaylayı çok özlüyoruz” diyorlar.
Ve şehrin pırıl pırıl yanan ışıklarına rağmen bizce bir dram yaşanıyor.
Çünkü elektrik yok.Hiçbir sosyal şar mevcut değil.Ama onlar böyle de mutlu.
Lüx lamasıyla ışıtılan çadırda kurulu kuzine başına geçerek ısınan oba halkı biz alimizden memnunuz yeter ki bize dokunmasınlar diyor.
Ve Yörük geleneğini sürdürerek hayvancılık alanında üretimini sürdüren oba reisi Bayram bey, içinde bulundukları şartları görmesi için Başbakan’ı çadırlarına davet ederek hayatlarını yakından görmesini isteyerek “Başbakanımızı bekliyoruz” dedi.
Manavgat’ı Yörüklerden Bayram Keçe, Gelirse kendisine keçi sütü ikram eder misin dediğimizde ise , “O bizim başbakanımız.Başımızın üstünde yeri var.Keçi sütü insanı inat yapar.Başbakanımıza keçi sütü ikram etmeyiz ama ikram edecek kaliteli sütlerimiz var.Biz kendilerini yaylalarımızda ağırlamak isteriz. Belki şartları uygun olmaz. Burada da olur. Yeter ki gelsin” diyor.



MANAVGAT’ TA NELER KONUŞULUYOR?
Manavgat’ta bu günlerde kumullar üzerinde oluşmuş dünyada sayılı ve ülkemizde tek olan Sorgun Ormanları’nın durumu konuşuluyor.
Sivil toplum kuruluşları, özellikle çocuklar; otellerin, turizm merkezlerinin her yere yapılabileceğini bunun için ormanların katledilmesinin gerekmediğini ileri sürerek Sorgun ormanlarının aynen korunması için çaba gösteriyor.
Bir kesimde ilçenin daha da gelişmesi, çok paralı bir turizm olan golf turizminin Manavgat’a da yönelmesi, dolayısıyla işsize iş, aşsıza aş olması için Sorgun ormanlarının yapılacak projelerle golf turizmine açılmasını istiyorlar.
Birde Başbakan, bakanlar ve Anamuhalefet Lideri Deniz Baykal arasında mal varlığı süre dursun “işte mal varlığım, verilmeyecek hesabım yok” “ diyerek malvarlığını açıklayarak şeffaflık örneği sergileyen Manavgat Belediye Başkanı Zeynel Şenol’un tavrı.

Manavgat’ta bu konuşuluyor.

20 Şubat, 2006

Hayat, akıp gider.Bu günde akşam oldu

Posted by Picasa

Manavgat' asılan gerdanlık

Posted by Picasa

18 Şubat, 2006

Manavgat belediyesi önünde

Manavgat Belediyesi önünde
31 Ocak 2006

Manavgat da akşamı düşünmek

 Posted by Picasa

Yörük Beyi

Yörük beyi ramazan Arslan
Antalya Yörükler Derneği Başkanı Posted by Picasa

ürkmenin kaynağı bu mu

Manavgat'ta iken, Manavgat suyunun taşınması için her türlü teknik tsisin yapılmasına ve yıllar süren pazarlıklara d rağmen İsrail'in tek taraflı olarak görüşmeleri kestiğini öğrniyoruz.
Su ile birlikte güvenlik gerekçesiyle Irmağın çevresinin kontrolünü de isteyen İsrail, acaba kısa zamanda yapalarak ilahi davetin gerçekleşirildiği mekan haline gelen bu mabet ve suiletinden mi ürktü dersiniz?

MANAVGAT IRMAGI

 Posted by Picasa

Manavgat Köprüsü

9ŞUBAT2006
Manavgat Köprüsünde akşam Posted by Picasa

Manavgat'tan izlenimler

9 Şubat 2005
Manavgat ilçe merkezindeyiz..
Sokakları dolaşıyor, parklara iniyor, esnaf ve şehir halkı ile görüşüyoruz..
Ortak kanat şu:
Manavgat son on yılda hazla gelişti.
Fakat iki 6-7 yıldır inanılmaz değişim var.
Mevcut belediyenin çalışmasıyla Manavgat kasaba hüviyetinden çıktı. Şehir görünümü aldı
Ne varsa yenilendi.Sokaklar , caddeler açıldı.Eserlere eserler katıldı.
Kendisiyle görüştüğümüz MHP ilçe başkanı , belediye çalışmaları hakkında bilgi verirken ilk dönem alt yapı çalışmalarına önem verildi.Bu dönemde üst yapı çalışılmalarına önem veriliyor diyerek belediyenin iktidar desteği olmadan da büyük işler yaptığını vurguluyor.
MHP Manavgat İlçe başkanı, ilçeyle ilgili şu bilgileri veriyor:

Manavgat’ta tirizim ve tarım önde ancak, ilçenin 3/2 si orman.
Ormanlarımızda Karaçam, köknar Ladin ve Ardıç bulunur.
Manavgat sadece kıyı şeridinden ibaret değil.denizden Isparta ve Konya’ya kadar gidin toprağımız ve buralarda yaşayan geçimlerini sağlayan insanlarımız var. Kıyı şeridinde turizm, Toroslar’ın güney eteğinde tarım yükseklerde tarım ve hayvancılık yapılır. O nedenle ilçenin sorunlarını bakarken sadece tarizimle ilgili, kıyı şeridini değil Toroslar da yaşayan, İçanadolu iklim şartlarında üretim yapan insanlarında sorunlarına eğilmemiz gerek
-İktidarın Manavgatla ilgili bir projesi yok.
Toroslar’ın güneyinin iyi projelendirilmemi, buralarda otlak iyenin yok edilmesi, mera problemini ortaya çıkardı.Sürü sahipleri küspe, arpa gibi yem fiyatına yetişemiyorlar.Yem parasını ödeyemiyorlar. Bölgemizde tarım ve hayvancılılık bitme noktasına geldi
Hükümet, tarımsal kalkınmada AB n yapıyorsa onu yapsın da kendi özelliğimize uygun destekleme yapsınlar.Meralar, hazine arazilerini, tapalamasından vaz geçtik Yörüklere tahsis etsin…Göçebelik geleneğini sürdüren bu insanlar hiç değilse yaylalarda insan gibi yaşama imkanlarına kavuşacak barınaklar yapabilsinler.
Ormanlar yok yere harcanacağına orman köylüsünün, yalarlarda üretim yapan Yörüklerin kullanımına verilsin.
Bu gün Toroslar’ın güneyi yaz ama Toroslar’ın başında ve kuzeyinde kış olanca ağırlığı ile hüküm sürüyor.Yaylalarda kalan insanlar geçecek yol bulamıyorlar.bunlarında sorunları ile ilgilenilmesi gerek.
KÜLLÜYE CAMİİ
Manavgat’ta, herkesin dilinde Küllüye cami var.
Gerek belediye, gerekse vatandaşların katkıları ile Manavgat’a güzel bir cami yapılmış.Adı küllüye cami.
Şimdiden Manavgat’ın simgesi haline gelen Küllüye camiin Manavgat çayına düşen su iletiyle görülmeye değir.Hele bir gece görüntüsü var ki anlatmak mümkün değil.
2,5 sene gibi kısa bir zamanda hizmete açılan camiin açılışını her ne kadar Dinler Bahçesini açan Tayyip Erdoğan yapmamış ama Diyanetten sorumlu Devlet bakanı Mehmet Aydın gerçekleştirmiş. Manavgatlılar bu durumu bir yerlere not ettiklerini söylemekle yetiniyorlar.Fakat, gerçekten takdire şayan sesleri ile insanları büyüleyen müezzin ve imamı ile camiin içinde insanı mest ediyor. yapılan bu camii, yeni bir simge olarak Manavgat’a mührünü vurmuş…
MANAGAT SUYU YILAN HİKAYESİ
Tüm Türkiye’nin bildiği gibi bir barış suyu projesi var.
Bunun kaynağı Manavgat.
Tertemiz menbağı, kirletilmemiş çevresiyle Manavgat çayı bir yerlerin iştahını kabartıyor.
Bazı ülkelerin petrolü varsa bizimde Manavgat Irmağı gibi denize akan altın değerinde suyumuz var.
Bu suyun satılması ve ülkenin döviz kazanması düşünülmüş. Bunun içinde hemen İsrail talib olmuş.Görüşmeler, pazarlıklar derken İsrail’in Manavgat’ın geçtiği yerleri kendi kontrolüne verilmesi gibi ülkenin hükümranlık haklarını istemesi gibi şartlar sonucu pazarlık görüşmelerinin kesildiğini Manavgat’ta öğreniyoruz.
“Zaten Manavgat suyunun geçtiği alanları Devlet Su İşleri koruyor, İsrail’e neden verilecek?” diye soran Manavgat halkı Türkiye’nin çıkarına ve hükümranlık haklarının halle gelmemesi şartıyla Manavgat suyunun değerlendirilmesini istiyorlar.
Manavgat suyunun dış pazarlara satılması için Süleyman Demirel döneminde çalışmalara başlanmış, suyun temizlenmesi, pompalanmamsı ve yüklenmesi için tesisler bile kurulmuş.Yıllar yılı milyonlarca dolar yatırılarak yapılan bu tesislerin boş durdurulmayarak bir an önce işletmeye alınmasını istiyorlar.
Manavgat’ta turizm var. Tarım var.hayvancılık var..
Her binini ayrı problemi var.
Mesela Manavgat’ta bir otel. Coralla Oteli..
Yazın bin kişi ağırlıyorken kışın sadece 30 kişi var otelde.Otel sahibi Hasan Özden bey, yazın misafirleri kışın kendimizi ağırlıyoruz diyor.
Öte yandan turist sayısının artmasına rağmen düşen kaliteden yakınılıyor.
Otellerden birinde yan masada duran 60-70lik yüzleri kırışmış,göbeği açık bir bayan ile yayında bulunan 30luk delikanlıyı gösteren bir işletmeci, “ne yapalım sermayemiz bu” diyerek turizm de geldiğimiz noktanın altını çiziyor.
Turizmde yaza bağlı sirkülasyonun 4 mevsime yayılması için aralar bulunması gerekir.Yoksa var olan tesisler kalitesiz müşteriye iyi hizmeti hangi döneme kadar sürdürebilir ki?


YÖRÜK ÇADIRINDA BİR AKŞAM:Başbakanı bekliyorlar.


Manavgat deyince hep turizm ve başta seracılık olmak üzere tarım akla geliyor. Fakat birde hayvancılık var bunu da genellikle kışın Toroslar’ın güneyine çekilen, yazın kuzeyine giden Yörükler yapıyor.
Manavgat’ın içinde, şehir merkezin yakın Yörük çadırları dikkatimizi çekiyor.
Kendilerini habersiz olarak akşam karalığında ziyaret ediyoruz.
Çok sıcak karşılayan Yörük beyi, Bayram Keçe’den yaşantıları ile ilgili bilgi alıyor, bizzat içinde bulundukları durumu yerinde görüyoruz.

Havanları büyük baş ve küçük baş olmak üzere ayrı çadır ve ağıllarda. Oğlaklar ayrı ağılda.
Yörük obasının güvenliği Sivas’tan getirilen kangallara emanet.
Elektrik yok
Ay ışığında oluklara kanan yemlerini yiyen keçiler var. Hala yatmamış ancak gündüzden kalan birkaç işi görmekte olan çocuklar okullarına gittiklerini ancak yaylaya çıkacakları anı gözlediklerini belirterek, hemen yanlarındaki şehrin ışıklı pırıltısının çekiciliğine rağmen “yaylayı çok özlüyoruz” diyorlar.
Ve şehrin pırıl pırıl yanan ışıklarına rağmen bizce bir dram yaşanıyor.
Çünkü elektrik yok.Hiçbir sosyal şar mevcut değil.Ama onlar böyle de mutlu.
Lüx lamasıyla ışıtılan çadırda kurulu kuzine başına geçerek ısınan oba halkı biz alimizden memnunuz yeter ki bize dokunmasınlar diyor.
Ve oba reisi Bayram bey, Başbakan’ı çadırlarına davet ederek hayatlarını yakından görmesini istiyor.
Gelirse kendisine keçi sütü ikram eder misin dediğimizde ise , “O bizim başbakanımız.Başımızın üstünde yeri var.Keçi sütü insanı inat yapar.Başbakanımıza keçi sütü ikram etmeyiz ama ikram edecek kaliteli sütlerimiz var.Biz kendilerini yaylalarımızda ağırlamak isteriz. Belki şartları uygun olmaz. Burada da olur. Yeter ki gelsin” diyor.
NELER KONUŞULUYOR?
Manavgat’ta bu günlerde Sorgun Ormanlarının durumu konuşuluyor.
Sivil toplum kuruluşları, özellikle çocuklar Sorgun ormanlarının aynen korunması için çaba gösterirken, ilçenin daha da gelişmesi, çok paralı bir turizm olan golf turizminin Manavgat’a da yönelmesi, dolayısıyla işsize iş, aşsıza aş olması için Sorgun ormanlarının yapılacak projelerle golf turizmine açılmasını istiyorlar.Manavgat’ta bu konuşuluyor.

Akşam ezanında Manavgat Ktlltye camii

Akşam Ezanında Manavgat Küllüye camii
9 Şubat 2006 Posted by Picasa

Çavdar Manavgat'ta

9 Şubat 2005 Akşam üzeri
Manavgat Posted by Picasa

Külülye Camii -Manavgat

9 Şubat 2005 Posted by Picasa

31 Ocak, 2006

Numaralı hayat, Kurban çadırında da devam ediyor

Numaralı hayat denen, kredi kartlı hayat , insanı kurbançadırlarındada buluyor.
2006 Kurbanbayramı..Eryaman Posted by Picasa

Ben varken, kuş gribimi gelecek?

ben övarken kuş gribimi elecek..
Biz ne güne duruyoruz.
Güldünrmeyin beni
Blkimmmm... Mürted ovasbında vardır.O gavurlardan her şey beklenir. Posted by Picasa

Kuş gribi.. Git işine Allah aşkına

Kguş giribi mi?
Git işine.. Allah aşkına Posted by Picasa

Ne..Kuş gribimi?

Neeee?
Kuş gribimi..
Bizim arkadaşlardan kuşlarda, tavuklarda güayet iyi..
Onu sakalıma anlatsınlar..
Ocak 2006 Eryaman İstasyonu Etemesut Posted by Picasa

Temizliğe özlem, Ankara Çayı

28 Ocak 2005
Asma Köprüden Ankara çayı
Sincan Posted by Picasa

Ankara Çayı neden köpürür?

Ankara Çayı köpürmüş..
Neden? Posted by Picasa

30 Ocak, 2006

Gümüşdere, kışta

Gmüşdere, Ankar Çayı karşız kışı yaşıyor Ocak 2006, Kurban Bayramı Posted by Picasa

Güneşe veda

 Posted by Picasa

Bayrak,kar ve güneş

Ankra, Sincan, Ayaş yolunda
Çekildi Posted by Picasa

Kış Harika- 28 Ocak 2006 Ankara

 Posted by Picasa

Asma küprüde

Fatih Harikalar Diyarı'ndan Sincan7a asma köprüde geçmek..

28 Ocak 2006 Cumartesi Posted by Picasa

Yuva, Eryaman Köyü

30 Ocak 2006 da
Ankara'nın gökdeleler semti diye bilinen Eryaman
Eryaman Köyü'nde çekildi.. Posted by Picasa

TÜRKİYE, KUŞATILMIŞLIKTAN NASIL KURTULUR?

Kim ne derse desin Türkiye, bir imparatorluk bakiyesidir.
Büyük hayalleri olan büyük davalara imza atmış ve uzunca asırlar dünyaya nizam vermiş bir millettin evlatlarının ülkesidir.
Birileri çıkıp başkalarının çizdiği sınırlara mahkum etse, millet şimdilik buna mecbur edilse de.
Ve onlar eliyle kendi yapamadıklarını yaptırarak kökleri ile ilgili her türlü bağı kesseler ve buna da “ilke” diye yuttursalar da milletlerin hafızasını silmek mümkün olmuyor.
Nasıl ki Ruslar, 70 yıllık komünizme rağmen komünizmi bile Rus hülyalarının aracı olarak kullandılar, ona uygun dönüştürdüler ve kominizim yıkıldıktan sonra yine eski çarlık dönemindeki hedeflere yürümek üzere yola çıkmışlarsa Türklerin, milli hayalini unutması nasıl mümkün olur?..
Birilerinin ve bir yerlerin hatırına nasıl vaz geçilir?..
Belki şartlar gereği, hayaller ileride realize edilmek üzere, palanlar geliştirilir.Unutulmaz ama akılda tutulur.
Bunu bilen ve stratejik hedefleri olanlar, Türkiye üzerine planlar kurmakta, onu nasıl mevcut sınırlara hapsetmek, taşmasını önlemek şöyle dursun, kendi içinde kendini yemesi için palanlar geliştirmekteler.
Türkiye’nin hep karın ağrısı çekerek düşünmesini, gelişmesini önlemeye çalışmaktalar.Ve içimizdeki kimi beyinsizlerde bu planların zaman zaman paralı zaman zamanda gönüllü unsurları olmaktadırlar. Çünkü bu millet yerinde saydığı, içine kapandığı, kapatıldığı zaman rahatsız olur. Rahatsız edilir..
O nedenledir ki Türkiye’nin her alanda “Kuşatılmışlıktan” kurtulması, rahat etmesi için mutlaka büyümesi gerekir.
Evet resmi sınırların büyümesi şimdilik mümkün olmaya bilir.
Her ne kadar İttihatçı artıklarının bir bölümünün; mevcudu Batılı ağlarının çıkarlarına uygun tarzda “korumak ve kollamak” adına, üzerimize planlar yapanlardan daha çok milleti değerlerinden uzaklaştırma projelerini kimi zaman zorla ve kimi zaman da aba altından sopa göstererek uygulamalarına rağmen başta din, dil, folklor ve diğer kültürel araçlarla mevcut sınırlar ötesine taşmak için gerekli şartlar dünde vardı bu günde var.
Bunu ekonomik birlikteliklerle taşlandırmak gerek. Sonra siyasi birlik gelir.
İşte Avrupa birliği önümüzde iyi bir model.
Adamlar din ve diğer kültür birliğinden yola çıkarak “Çelik Birliği gibi” ekonomik payandalarla Avrupa Birliği’ni yani “ Avrupa Evini “ oluşturdular.
Ve büyüyen , ekonomik olarak genişleyen Avrupa’yı bölmeye kimin gücü yetiyor?..
Kim bunu düşünebiliyor?..
Benzerini de Türkiye yapmalıdır.Öncü olmalıdır.
Resmen yapamıyorsa da düşünürleri , müteşebbisleri yapmalıdır. Ama devlet hiçbir zaman böyle bir girişimin önünü kesmemelidir. Ve bununun önün kesmeye kalkanları da kendi ürettikleri kavram ve kelimelerle ” libarellik, açıklık ve demokrasi” kılıfı içinde açıklayarak üzerindeki dayanılmaz baskıları engellemelidir.
Zira, son Filistin seçimleri nedeniyle yaptıkları yorumlarda “ Türkiye, haricinde yapılan demokratik adımlar bizim değil milletlerinin haklarını korumaya ve çıkarlarımıza aykırı durum oluşturmaya başladı” şeklindeki Batılıların gerçek düşüncelerini ortaya koydukları gibi Türkiye, batılıların çıkarlarına değil kendi milletinin geleceğine ve isteklerine ram olmalıdır.
Türkiye’de oynanan demokrasi oyunun da milleti cendereye sokarak zorla uygulanan sözde cumhuriyetin de aslında batı ölçülerinde gerçek demokrasi, gerçek cumhuriyet olmayıp özde milletin değil, batılıların çıkarına uygun hareket edildiğini artık kendileri yüzümüze karşı haykırıyor.
Batıdan daha batıcı olanlar da bunu anlamalıdır artık.
Çünkü; gemi, aynı gemi.
Gemi batınca en önce fareler terk etse de hepimiz aynı gemide olduğumuzu unutmamamız gerekiyor.
Şu anda yakın tehlike şu.
Bilindiği gibi bize mevcut sınırları hem de zorla, ama masa başında kabul ettirerek çizdiren güç o zamanın birinci gücü sayılan İngiliz ve İngiliz stratejistleridir.
Ülkemi o kadar bölmüşler ki sırırları cetvelle oluşturulan ama her biri birbirleri ile didişen kendi himayelerinde ve çıkarlarına hizmet veren devletçikler türetişler. Bir biri ile kardeş insanlar param parça yapılmışlardı. Çünkü bir parçamı, İran’da, diğerini Irak’da , bir diğerini Suriye’de bırakarak bu ülkeleri de kendi içinde çatışan, didişen diğer parçayı birlik, dirlik unsuru olmaktan çok çatışma unsuru bir durumda konuşlandırmışlar.
Şimdi ise bu parçaların birliği adına ülkemizi başta Ermenistan olmak üzere çeşitli unsurların iştahını kabartmak üzere, yeniden parçalara ayırmanın planlarını yapıyorlar.
Neden?..
Türkiye , bu haliyle bile Avrupa Evi’nde ağır misafir olacak. Hazmedilmesi mümkün olmayacak.
Onun için hazmedilmesi gereken boyuta indirgemek üzere parçalanması gerek..
Adamlar bunun peşindeler.
Bizde içeri kapanıp bir birlerimizi yemekle, gücümüzü kendimiz sıfırlamakla meşgulüz.
Resmi sınırlar hiçbir zaman milletlerin sınırları olmamıştır olamazda.
Resmi sınırlar, her zaman devletler arası hukuku ilgilendirir. Mevcut statüko devam ettiği sürece vardır. Statüko bozulduğu zaman o resmi sınırlarında bir anlamı kalmaz..
Ama milletlerin hafızalarındaki, gönüllerindeki sınırlara da kimse set kuramaz.
Türkiye kendi problemlerini aşması, tehlike ve tehdidi kendi sınırları dahilinde değil de başka yerlerde karşılaması için mutlaka büyümeli.
Bunun için mutlaka ama mutlaka kan ve kültür bağımız olan devletlerle ve halklarla yakın temasta bulunulması gerek. Dağılmış millet birliğine giden gönül köprüsünün hep açık kalması, kültür birliği içindeki halkların yakın teması ne edilip edilip sağlanmalı.
İlerde birliğin tam sağlanacağı Birleşik Devletler Topluğu oluşturulması şart.
Düşünün bir kere Türkiye, Hazara dayınmış ve ötesine yol almış.. Ama Avrupa Evi’ne de misafirlik için adım atmış.
Petrol ve Gaz birliği ile bu birlikteliği taçlandırmış..
Hangi PKK tehlikesinden ya da başka bir beladan bahsedilebilir?
ABD; patentli Büyük Ortadoğu Projesi yerine kendi projesini, Osmanlı Milletler Cemiyetini oluşturup, Akdeniz’in ticari sirkülasyonunu kontrol ettiğin, Hind denizi ülkeleri ile dirsek temasını kurduğun zaman hangi unsur Türkiye’den kopmaya kalkacak ki?
Bu Batının yada başkasının çıkarına ama ülkemizin aleyhine unsurlar olarak kullanılan, kullanılacak O zaman Türkiye’ye , kulp olmak için eklemlenmenin yollarını araştırmazlar mı?
Önümüzde Rusya örneği var. Bir avuç Çeçen toprağını onca insan hakları ihlalleri, kan ve göz yaşına rağmen Rusya içinde tutmasının anlamı ne?
Bunu bizde görecek ferasette adam mı yok?
Millet hazır ama lider, ve düşünen beyinlere ihtiyaç var.
Zaten bu milletin liderini buldu mu değil yüz yılar sürecek yolu, birkaç yılda alarak on yıllara sığdırdığına tarih şahit.
Yeter ki milletin yolunu kesmeyin.
Boğazlarımızı nefesimizi kesmek için kullananlara, kullanacak olanlara, petrol ve gaz ile boğmak isteyenlere inat ve Balkanları, Kafkasları, Adaları, Musul’u Halep’i birilerinin hatırı için elinin tersiyle iten, o günün güçlülerine şirin davranan ve stükoya hizmet eden,dünya jandarmalarının verdiği ev ödevini milleti inim inim inleterek -içerde sefil, dışarıda rezil etme pahasına - uygulayan Batı kopyacıları; sözde vatan kurtaran generallere, sivil ve askeri bürokratlara, milletin arzularını batılı ağalarına göre bastırmak üzere millet iradesine aykırı yapılanmalarla oluşturulan kurum ve kuruluşlara rağmen milletin daha huzurlu ve en etkili konumda olması için; büyük düşünen, yüz yıllar ötesini planlayan, su yolunu da, petrol ve gaz yolunu da açacak ve aşacak Alperenler çıkacaktır.
O zaman bu gün tuzak kuranlar, o projelerden nasiplenmek üzere peşimize düşecekler, şimdi ayrılık gayrlık için kullanılan, kendilerini kullandıran unsurlar da kendi rahatları için Türkiye’ye daha iyi sarılacak, oyuncuların oyunlarına gelmeyecektir.

28 Ocak, 2006

Neyi hatırlatır?

 Posted by Picasa

Neyi anlatır?

 Posted by Picasa

Bu gün formumdayım..

Üzerime fazla gelmeyin.. Bu gün formumdayım.
Tamam çayda var, simitte
Siz selam ve kelamdan bahsedin Posted by Picasa

Çiğ köfte tamam.. Ama önce simit

İbrahim bey
Çiğköfte tamam..Fakat önce simit
İstersen oylama yap.. Posted by Picasa

Hani Çay, hani simit?

Selami ağbi, Çay, simit bahana
Esas olan Selam ve kelam değil mi? Posted by Picasa

Mustafa Demirkan:

Ömer bey, Milli Eğitim daha önemli değil mi? Posted by Picasa

Selami Çekmegil

Boşver allasen, takma İsmail.. Posted by Picasa

İsmail Nacar

Ne?..
Zekeriya Beyaz T.C'ye din işlerini düzenleme Üst Kurulu Başkanı mı, olmuş?.. Posted by Picasa

Bir dönemin hafızası Naif Caner

Naif Caner..
Kimine göre "Bal" satar
Sözde önemli biri, Kutsal topraklardan sipariş verir. Caner girer yük altına.
Ama taştan ses gelir sipariş edenden ses gelmez..
Tonlarca bal yenmez ki.
Ne yapsın Caner? Naif insandır.
Hakkariden Ankaraya taşıdığı balı sırtlanır.
Doğru TBMM..
TBMM'de eretir.
Ve yılar yılı ondan "bal" isterler.Oda bal getirir.
Şimdilerde işte o bal.Naif beyi sırtlıyor.
Ve diyorki , "Özcan, iyi ki kazık attı.Yoksa şu emeklilikte halimiz haraptı"..
Ve en önemlisi

Bir dönemin hafızası
Şimdilik suskun

Küp taşarsa, seyreyleyin gümbürtüyü... Posted by Picasa

Sacit Kyasu

 Posted by Picasa

Bal mı etkili Naif bey?

Sen adamı tokat atıyorsun.
O beni mahkemeye veriyor.bunu anlamadım.
Bal mı etkili ki seni değilde beni mahkemeye verdi? Posted by Picasa
 Posted by Picasa

Şuayp bey

Posted by Picasa

Şuayp Gazi Ulusoy

Bu gün Şuayp abi çok şık
Hatta genel kanı "Sellami Çekmegil'dende Posted by Picasa

Servere gliyor diye evliya mı oldu

Bizimkilerde tuhaf..
Kendilerinin iyi bildikleri ile gördüklerin yıkanmış sanıyor.
Bunlarndan binride Kılıçbay
Servere geliyor diye, adamı evliyamı zannettiniz?
Bir soru üzerine, Kılıçbay "ate" olduğunu açıklayınca şaşıranlar.
Hatta salonu terk edenler oldu.
İnsanları olduğu gibi ne zaman kabul edeceğiz..
Oldğu gibi görünsün. ve özgün düzgün düşünsün yeter..
Yani adamgibi adam olsun
Kılıçbay gibi.. Posted by Picasa

25 Ocak, 2006

Denizde Deniz

Deniz mi ne?
Amasra Posted by Picasa

çay, içilir

Burası Çankırı değil
Çay,içilir!
Dostlar Posted by Picasa

Kendi kendini çekmek, Amasra

Posted by Picasa

Burada ağaçlar bile , gözyaşlarını tuttamaz

Değil aşıklar
Burada
Aşğaçlar bile gözyaşlarını tutmaz Posted by Picasa
 Posted by Picasa
Posted by Picasa

Dünyanıniki gözü

Amasra Posted by Picasa

Dünyanın gözü mü

Amasra Posted by Picasa

Sabah keyfi

Amasra.. Posted by Picasa

Sen bi çık bakim

Sen bi çık bakimm
Amasra Posted by Picasa

Bu defa tamam

Bu deafa tamam de mi
Amasra Posted by Picasa

ha gayret bulacaksın

Amasra Posted by Picasa

Kahvaltı peşinde

Amasra Posted by Picasa

Ala dana

Amasra Posted by Picasa

Aynı masada olmak

Kader, bazen aynı masada buluşturur Posted by Picasa

Özden, açıklıyor

Posted by Picasa

Suurat, son sürat

 Posted by Picasa

Şalom ve Akit yazarı

Şalom ve Akitte yazan tek adam olan Erdoğan Surat diyor... Posted by Picasa

Naif Caner, kulakların çınlasın

 Posted by Picasa

Kıbrıs Röportajı

Posted by Picasa
 Posted by Picasa
 Posted by Picasa
Posted by Picasa
Posted by PicasaYekta Güngör Özden'in kütüphanesinde
 Posted by Picasa

Röportjcı Necati Çavdar- Yekta Güngör Özden ile

Posted by Picasa
Posted by Picasa

Gazete Okuyan Çavdad

 Posted by Picasa

Açılmayın perdeler

 Posted by Picasa

Bu Ateş

 Posted by Picasa

Bazıları

 Posted by Picasa

Bir hal

 Posted by Picasa

Bir'e

 Posted by Picasa

Beyin, kalp

 Posted by Picasa

El Ele Zincir

 Posted by Picasa

Gonca gül

 Posted by Picasa

Hepimizi

 Posted by Picasa

Kendilerine istemeyen yüceler

 Posted by Picasa

Müdüre Hanım

 Posted by Picasa

O'nu bildim

 Posted by Picasa

Razıyım Ben

 Posted by Picasa

Sordum

 Posted by Picasa

Sevgi Beklenir

 Posted by Picasa

Silemezsin..

 Posted by Picasa

Siz

 Posted by Picasa

Sultan Ahmet

 Posted by Picasa

SULTANAHMET CAMİİ

 Posted by Picasa

Sultanahmet

 Posted by Picasa

Vah..

 Posted by Picasa

Ya Resulullah

 Posted by Picasa

YA RESULULLAH

 Posted by Picasa

yuva kurun

Posted by Picasa

Hatıralar, tarihin şahidleri

hediyeler tarihi anlatıyor Posted by Picasa

Karadeniz Ereğlisi

 Posted by Picasa
 Posted by Picasa

Gevaş'tan Ahtamara'a bakmak

Otobüste Van'dan Tatvan'a giderken ve
elveda anında
Otobüsten hatıralar ckaybolmasın diye Ahtamara'yı aramıştı opjektif Posted by Picasa

Gölge için çalış gölge ara

 Posted by Picasa

yemek zamanı

2005 yazı şapka Devrimi Caddesi Eryaman Posted by Picasa

24 Ocak, 2006

ev

 Posted by Picasa

birazda istirahat

 Posted by Picasa

Şapka Devrimi

Şapka Devrimi caddesi ve Devlet Mahallesi Eryaman 2005 Yazı Posted by Picasa

Yine O

Yine o
10-11 Kasım 2005 Posted by Picasa

Hangisi gerçek 10-11 Kasım 2005

 Posted by Picasa

balkona gelmiş mi?

 Posted by Picasa
 Posted by Picasa

10-11Kasım 2005 yine O..

10-11 Kasım 2005
Ankara- Aşiyan


Acaba ne..? Posted by Picasa

Bir izahı olmalı

 Posted by Picasa

Halim Yılmaz: Hasta dieğil hasta rolünde

ıllar önce biz ona nedense "doktor" dedik.O gazeteci olmayı tercih ederdi.Yada sinemacı.Hep senaryolar üzerinde dudurudu
Fakat kader onu doktoralra yakın tuttu.10 yıl SSK, Dışkapı hastanesinde çalıştı.Hasta-Doktor ilişkilerini yakinne yaşadı.Ancak yıllar sonra önce Boğazkale, Sungurlu ve Çorum Ankara Yüksek İhtisas hastanelerine tedavi için yolculuk yaptı.Artık "hasta değil, hasta rolü yapıyorum" diyor..23 Ocak 2006 Yüksek İhtisas Posted by Picasa

dr, doktorlara emanet

Posted by Picasa

Büyük fırtınada Ankara Akşamı 24 Ocak 2006

24 Ocak 2006 Ankara -  Posted by Picasa

24 Ocak 2006 Aşiyandan Eryaman

 Posted by Picasa
 Posted by Picasa
24 Ocak 2006 gündüz Eryaman- Aşiyan/ANKARA Posted by Picasa

21 Ocak, 2006

BİR KUŞLA KAÇ TAŞ?

Bilindiği gibi dünya yine eski dünya.
Ne fazla ne de az.
Henüz uzaydan ya da başka bir evrenden insan oğlu, bir milim yer fethederek dünyaya eklemleyemediğine göre, yer küre aynı büyüklükte ve aynı yörüngede dönüyor.
Dün ne ise bu günde o.
Fakat bütün mesele , sermaye ve ticari aktivitelerin kontrolü meselesidir.
Yer altı ve yer üstü kaynaklarla birlikte dünya üzerinde gerçekleştirilen üretim ve onun sonucunda oluşan sermayenin kimin karına kullanılacağı ve kimin ne kadar pay alacağı problemi, küreselleşme denilen yutturmacının adı.
Bu durum yeni de değildir. Eskidende vardı.Bu gün de olacak yarında devam edecek.
İnsanın tabiatında olan bir şey..
Yalnız bu hakimiyet kavgasında insan topluluklarından kimi hakça bölüşümü tercih eder, kimi tamamının kendisinde olmasını arzular. Kimi bağlı olduğu ahlaki disiplinle arzularına ket vurur, kimi ise nefsinin tüm isteklerini gerçekleştirmek üzere “Deveyi hamuduyla yutmayı” ister.
Bunu yapmak içinde her türlü aracı kullanır. Kimi zoru seçer, kimi adaletle hükümler icra derek gönüllü katımı gerçekleştirir.
Yer küredeki kaynakların ve oluşan birikimlerin kontrolü dünde yapılıyordu.
Mekadonyalı İskender’in seferleri..
Atilla’nın Avrupa’ya yürüyüşü…
Cengiz’in batı seferi..
Roma imparatorlukları..
Dünya savaşlarının gayesi neydi?
“Küreselleşme” dedikleri bu.
Kaynak ve üretimin belirli merkez tarafından kendine uygun bir şekilde kontrolü ..
Bu gün “Global dünya” düzeni dedikleri yuturmacanın genel işleyişi böyle. Ancak bu işleyişi gerçekleştirmek için araçlar gelişmiş, yeni metotlar uygulanmaktadır.
Bunların başında da panik ve o panik etrafında belirli merkezlere tam teslimiyet geliyor.
Dün Irak diktatörü, önce bölge sonra dünya için tehdit dendi.Kendisi büyütüldü. Oda kendini bir şey sandı.
Öyle bir psikolojik anafor oluşturuldu ki bu anafora akıllı insanlar bile kendini kaptırdı. En azından küresel eşkıyaya destek vermedi ise sonuç ne olur tarzından seyirci kaldı.
Gelinen noktada ne bölgeyi vuracak silahı ne de “kıyamet topları” ortaya çıkarıldı.
Öyle bir hava oluşturuluyor ki bu hava içine bir çokları kendini atarak adeta kaynayan kazanın altındaki ateşi daha da harlandırmak üzere gönüllü odun oluyor.
Neden?
Hiçbir milli çıkarı olmasa da global anaforda yer almak, ona yakın durmak adına..
Bu gün yine bir psikolojik anafor üretiliyor.
İran, tehdit?
Neden?
Elinde nükleer silah var.Veya onu üretecek argümanlara sahip.
Peki başkaları yok mu?
Başta ABD olmak üzere Rusya, Fransa.. Çin.. var. Haydi onlar bu imkanları ile kendilerini ayrıcalıklı görerek -Birleşmiş Milletlerin güdücüsü konumunda- tabi hak olarak düşünüyorlar.
Peki Hindistan ve İsrail neden tehdit değil?
Nükleer güç onlarda da var.
Bilen beri gelsin.
Ama illa, İran..
Çünkü Pakistan’ı iğdiş ettiler..Onu es geçebilirler artık.
Hindistan ve İsrail tabi müttefik..Olara dokunmazlar..
Şimdi İran üzerine bir operasyon yapmak üzere azmeden küresel eşkıya bu arzusu istikametinde oluşturduğu galbol anaforla, diğer milletleri , özellikle niteliksiz yöneticilerini globun merkezine, çekirdeğe çekerek orda yakmak istiyor. Globun merkezinde çekerse zaten orada düşünme, acaba ne oluyor deme melekeniz kaybolmuş durumda olacak. Zira globun merkezindeki hararet nedeniyle siz o potada erimiş, globun merkezini daha harlı hale getirmek için unsur olmuş durumda kalıyorsunuz. İsteseniz de çıkamıyorsunuz.Ta ki içinde o hara dayanıklı unsurlar bulunsun. O zaman globun dışını oluşturan kabuğu yırtarak çıkıyor ve özgürleşiyorsunuz..Ya da kabuğa yakın durarak olayların seyrine bakıyorsunuz.Ne içinde ne de dışında kalarak, ufak tefek sıyrıklarla anaforun oluşturduğu büyük devinimden nasip alsanız da hiç değilse şahsiyetinizi koruyarak sıkıntıyı atlatıyorsunuz.
İran’ı dize getirmek üzere hazırlananlar çok iyi biliyor ki İran’ın iki önemli koruyucusu, adeta tabii kalesi var.
Birincisi Türkiye..
İkincisi Çin..
Rejimi bir birine uymasa da..
Hep bölgede güç savaşı içinde olsalar da Türkiye İran’ın aynı kalmasını ister. Zira İran çözüldüğünde oluşacak parça tesirinden Türkiye’nin hangi zararı göreceği bilinmez. Dünde öyle idi. Bu günde. O nedenle İran , Türkiye ilişkileri tıpkı yıllardır en kötü olumsuzluklara rağmen değişmeyen, değiştirilmeyen sınırları gibi hep stabil kalmıştır.
Bu yönü ile İran’ın en büyük dayanağı Türkiye’dir.
Kuzeyden Azerbaycan…
Güney batıdan Kürdistan ve Arap..
Doğudan Afgan milletleri ve Blucistan şeklinde rahatça bölünebileceği planlanarak küresel eşkıyanın hazmedeceği bir saha haline getirilecek İran konusunda Türkiye’ye uzun süredir yapılan telkinler ve baskılar sonuç vermiyor, adeta duyarsız bölgeye yapılan darbeler gibi geçiştiriliyordu. İran’a yönelik olmak üzere özellikle doğu bölgelerimizde Askeri üsten tutunda, İran’ın sıcak karnı batısından, İran Azarbaycanı’ndan Tahranı teslim almak için girişilen operasyonlara Türkiye, beklenmeyecek dirençler gösteriyordu.
İran’ın en büyük ticari partnerlerinden olan Çin’de İran için çok büyük dayanma gücü sağlayan unsurların başında geliyordu.
O nedenle Çin’inde dize getirilmesi, bu yöndeki direncinin kırılması gerekiyordu.
Gerek Çin, Gerek Türkiye’nin direncini kırmak açısından üzerlerindeki ticari ve askeri baskılarla kısa zamanda sonuç alınamayacağına göre başka bir araç devreye girmiş olabilir.
Uçan kuşlar!
Nasıl olsa bu kuşların yolu ve yönü bu günkü teknikle tek başlarına hem Çin, hem Türkiye engelleyemezdi.
O zaman kuşlar(! )devreye girer, her iki ülkenin direncini kırar ve global eşkıyaya araştırma geliştirme ve ikmal üssü imkanı sağlardı.
Türkiye’de önce batıda görülen kuş gribi bu çapta bir panik ve ekonomik tahribat göstermemişti. Fakat doğuda olduğu söylenen tehdit, hemen tesirini gösterdi.
Türkiye’de daha kuşların uçurtulması üzerinden 15 gün geçmedi, derhal Çin’de toplanan konferansa davet ediliverdi.
Bir konferans hazırlığı değil 15 gün, dostlarınıza “gelin çay içelim üstüne simit yiyelim” deseniz bunun hazırlığı için bile 15 gün yetmez.
Ama global eşkıya ayarladı mı olur? Ne oluyor diye soramazsınız bile, panikle gider masaya oturursunuz..
Çin’de yapılan kuş gribi konferansı, zamanlama ve yapılış biçimiyle gerçekten tesadüf mü idi?

NORMAL DÜNYA DA “KUŞPALAZI”, “GLABA” GİRİNCE “KUŞ GRİBİ Mİ?

Dünyada yıllardan beri bilenen salgınlar var.
O konuda tıp ilerlemiş ve çalışmalar yapıyordu.
Ve bunlardan biri de ülkemizde bir zamanlar çok meşhur olan, herkesçe bilenen ismiyle “ KUŞ PALAZI “ değilmiş!
Glabol anlayışa ve yönlendirmeye uygun olarak “Kuşpalazı”, kuş gribine mi dönüştü?
Bu konuda uzmanı olmadığımız için bilmiyorum.
Ancak akla gelen kimi şüpheleri de dile getirmek, yazıya dökmek gerek.
Hatta bu düşünceleri, yayınlayacak bir yer bulamasak da “ buz üzerine yazmak” kabilinden kayda geçirmekte fayda var.
Evet bizim bildiğimiz kuş palazı, kuş gribine dönüştürülerek kendi halinde olan insanlarımız, sonra devlet yöneticileri , sonrada tüm ülke palazlatılıyor.
Bazıları diyebilr ki bu palazılatılma da ne?
Lügatler ne yazıyor bilmem, tıp allameleri ne der aklım ermez.
Ben uygulamasını anlatayım.
Her hangi bir kanatlıyı iki kanadını köklerinden kavrarsınız.
Artık kurtulma şansı yoktur. Ama o yinede kendini kurtarmak üzere sonuçsuz çırpınışlarını sürdürür. Ve yorulur.Korkudan yereceği ağzına gelir. Siz bunu hissedersiniz. İşte palazılatma buna denir.
Yada yeni yeni uçmaya heveslenerek kanat çırpan yavrunun sonuçsuz deneyişlerine..
İşte köresel yaygaranın etikisi ile Türkiye ve Çin gibi ülkeler adeta palazılatılıyor.
Kuş gribinin bilimse izahını şöyle yapıyorlar.
“İnsan ve diğer canlı türleri gibi kanatlı hayvanlarda gribe yakalanabiliyor. Kuş gribinin 15 ayrı çeşidi var. Bunlardan üç tanesi insanlarda da hastalık yapar. Alarma yol açan ve Türkiye'de de tespit edilmiş olan ise ölümcül kuş gribi virüsü H5N1 ailesinden gelen virüs. Göçmenkuşlar -özellikle de yaban ördekleri- virüsün doğal taşıyıcılarıdır. Bunlar hasta olmadan virüsü kilometrelerce taşıyabilirler. Bir kıtadan diğer kıtaya dışkılarıyla virüsü taşırlar. Kuş gribi virüsü en çok kümes hayvanlarını etkiler. Kuş gribi üst solunum yolu hastalığı gibi başlar, sürü halinde yaşayan kanatlı hayvanlar arasında çok hızlı yayılabilir ve bu nedenle çok yüksek oranda kanatlı ölümüyle sonuçlanabilir.Virüs 20 derecede ölür.Kaynatılarak etleri yenirse bir şey olmaz.Ancak bulaşırsa insan zarar görür.”
Hatta nasıl oluyorsa bu gripten insan zarar görüyormuş da koyun, keçi, at, deve zarar görmezmiş”
Üstelik yerleşik kuşlar zararlı olmaz, seyahati sevenler getirirmiş..
NEDEN TÜRKİYE?
Peki virüslü kuşlar, bizim yerleşikler değilse nerden geliyor?
Daha kuzeyden Rusya filan. Oralarda bu çapta bir şey var mı?...Yansıdığı kadar yok.
Grip taşıyan göçmen kuşlar, Rusya’yı turluyor, Uralları aşıyor.. Koskoca Kafkas ülkelerine konmuyor, Görcistan’a, Ermenistan’a yaklaşmıyor. Azerbaycan’ı aşıyor. İran’ı teğet geçiyor.
Karadeniz sahillerimizi beğenmiyor.Fakat, geliyor bizim Ağrımıza, Iğdır’ımıza konuyor. İran sınırlarına yerleşiyor.Ve bizim insanlarımızı oradan tehdit ediyor..
Bu ne akıllı hayvanlardır ki o geçtiği ülkelere bir şey yapmıyor.Hatta bizden kalkıp Irak’a, Arap ülkelerine, belki Hindistan yolu dolayısıyla Hint kıtasına konmadan okyanusu geçip gidiyor.
Göllerden su içmiyor, derelerde yüzmüyor. Gelip bizim kümes hayvanları ile hasbıhal ediyor. Muhabbetle onlara sarılıyor.Başka milletlerin ve ülkelerin hayvanlarına düşmanlık beslediği için yaklaşmıyor.
Bırakın başkalarının dağlarını ovalarını, göllerini, ırmaklarını onların hava yollarını kullanmıyor!..
100. YIL RAPORU…
Ve işin enteresan tarafı bölgede hiç kanatlı ölümü ve hastalıklı kuş ölüsü yok. Ama kurban bayramı arifesinde kuşlara üç kurban veriyoruz.
Tabi ki bunun ilimi, bilimi var. Bu uğurda ter dökmüş insanlar var. Ama yine de insanın aklına geliyor.
Ne mi?
Hani bir rektör vardı. Tutuklanmıştı.Tutuklu iken, adı geçen hastane adamı adeta yatağa çakmıştı. Öldü ölecekti…
Bir sürü bilimsel rapor falan filan..
Sonra ne oldu?
Tutukluluk hali bitince, ne rapor, ne ilim, ne bilim. Turp gibi, görevinin başında. Adam evinde, istirahatta bile değil. Aktif görevde.. Onca bilim adamına, bilimsel raporlara rağmen vatan millet aşkıyla “ölümü” pahasına rektörlük yapıyor ..
Tutukluluk halinde geçen bilimsel raporlar, rektörlük yaparken geçmiyor..
Yani tutuklu iken işlemeyen azalar, rektörlük yapınca birden çalışır hale geliyor. Tabiii. Bunun da bir izahının olması gerek değil mi?
O zaman ortada hiç ölü kuş, ölen tavuk, ördek olmadığına göre, bu üç çocuk neden öldü de..Başka bir emare yok diye düşünmeyelim mi?
Bilim adamlarına haksızlık etmek doğru değil.
Kuş palazı değil, kuş gribi demişlerse öyledir.
ECEVİT’İ YATAĞA ÇAKAN DA RAPOR “bilimsel” DEĞİLMİYDİ?
Peki Ecevit’in son başbakanlığı dönemini de biliyoruz.Şimdi Başbakanlıktan uzaklaştırıldığı dönemi de biliyoruz.
Hangisi sağlıklı?
Var mı bir bilimsel izahı.
Ama siyasal izahı var.
O dönemde Irak’a müdahalenin planları yapılıyordu.
ABD’den giden – gelinin hadi hesabı yoktu.
Hatta ekonomik ve sağlık krizlerine tutulan Ecevit hükümeti öyle bunalmıştı ki 2002 yaz günü kendilerine ziyaret eden ABD yöneticisi, ve yönlendiricisine tamam” sizinleyiz” sözünü vermişti.
Geri kalanını Demirel’den aktarayım.Ben o’nun yalancısıyım.Ve anlatımının canlı şahidiyim..
Mart tezkeresi de geçmemiş.
Geçse imiş, ABD Bir milyar dolar hibe 7 milyar dolar kredi verecekmiş Toplam Sekiz milyar dolar.
Hemen dünya Bankası devreye girerek “bana bu bir milyar doları yatırırsanız, size 15 yıl içinde 30 milyar dolar veririm.Ancak bir şartım var.
Sizin ekonominizi de 15 yıl ben planlarım” diyor.
Tezkere geçmeyince de Türkiye’ deki ABD uzantıları yada her hal ve şartta milleti “sevenler” , eyvah mahvolduk.Kredide gitti. Batacağız diye ağlayıp duruyorlar.
Fakat, gelinen noktada, kahinlerin kerameti çıkmadı. Türkiye, aynı Türkiye
Neyse..
Demirel, Güniz Sokak’da ki evinde..
Benim “oturak alemi” dediğim toplantılarından birisini icra ediyor.. Maalen söylediği şu.
Filan tarihte ABD’li geldi. Eski hükümet, birlikte olunacağını, kuzeyden ABD müdahalesi için söz verdi.Ama bu sözlerinin alından kalkamayacaklarını anladıkları için seçime gittiler.Derviş birinci etken değil, ancak unsur..
Gelen hükümet,(Gül ve henüz güven oyu almayan Tayyip hükümeti) bu sözleri tutacağını söylemiştir. Fakat beceremediler.Tezkere geçmeliydi.Hükümetlerin meclisten geçiremedim demesi mümkün değil.Hükümet, isterse geçer.Çünkü meclisler, onun için vardır diye devam ederek Mustafa Kemal zamanında olan bir örneği hatırlatıyor
Sonuç olarak söylediği şu:
“Devlette devamlılık vardır.Ve milletlerarası ilişkilerde ahde vefa önemlidir.Bu hükmet, devletin verdiği sözü yerine getirmemiştir. ABD, bunu unutmaz ve bizi perişan edecektir”
Ecevit ne zaman kuş gribine, pardon kuşpalazına yakalandı?
Irak’a müdahale sürecinde..
Ve bu hazırlıklar içinde yer alamayacağını anladığı için yapılan müdahalelerle palazlandırılıp. Havalandırılan kimi civcivler DSP namlı kümesten uçuruldu. Ecevit sağlığına kavuşturuldu…
KÜRESEL EŞKİYANIN MAŞALARI HAREKETE GEÇER
Küresel eşkıyalar, ekonomik krize tutturacaklarını Dünya bankası ve IMF eliyle sağlıyor. Ateşlerini alıp,bu ellerle yatağa mahkum ediyor.
Peki sağlık için ne yapabilir?
Bunun içinde WHO, denen dünya sağlık örgütü ne güne duruyor?
Ve açıklamışlar:
“WHO'nun kuş gribinden sorumlu yöneticisi Dr. Nabarro bir grip salgınının her an başlayabileceğini ve bu salgın sonucu 5 ila 150 milyon kişinin ölebileceğini söyledi. Ona göre bu sayının 5 milyon mu yoksa 150 milyon mu olacağını salgının nerede başlayacağı, ne kadar çabuk fark edileceği ve hükümetlerin nasıl davranacağı belirleyecek. Önümüzdeki birkaç ay içerisinde yapılacakların çok önemli olduğu da açık. Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO)'nun resmi görüşü ise bu sayının tüm dünyada toplam 2 ila 7.4 milyon olacağı yönünde”
Bunun niçin ne yapılmalı ?
Japonya’da açıkça uygulandığı Irak dahil dünyada dendiği üzere biraz kıyım biraz tenzilat.Kitle ölümleri..
Peki nerede?
Kaynaklara çok, nüfusları genç, çok üreyen alanlarda olması daha iyi değil mi ..
Yoksa üremeyen, ABD elitleri ile yaşlı Avrupa ne hale gelir?
Her alanda kuşatılırlar..
KUŞ TİRİDİNE PİLAV
Küresel eşkıyanın yönlendirdiği “Kürsel Anafor” içine alınan ülkede Başbakanının öğünerek açıklamasıyla bir milyon kanatlı hayvan, “itlaf” edildi.Yani öldürüldü.
Peki bu hayvanların kaçı hasta ya da mikrop taşıyordu?
Bilen varsa, beri gelsin.
O halde hayvan hakları savunucuları ne oldu?
Irak savaşı öncesinde ne oldularsa aynı duruma getirildi.Beyinleri dumura uğratılınca can derdine düşüp, zavallı havanları, ilahlara(!) kurban verdiler.
Peki daha ne kadar öldürülürse yeter?
“Hastalık çıkan bölgelerde veya daha radikal çözümle evcil kanatlıların hepsi. Sayı vermek zor çünkü, Türkiye'de bu yönde bir kayıt sistemi yok. Ancak en az 40 milyon açıkta olan kümes hayvanını öldürmek gerekecek.”
Öldüre birsiniz.
Çünkü onlar direkt üreticilerin hayvanları.Horonsuz yumurta ve et üretimi yapılanlar.
Bilindiği gibi entegre tesislerde “kontrollü yem” ve “müdahaleli “ yumurta ve et üretiliyor.
Evlerde ise özgür ortamda, hiçbir müdahale yapılmadan üretiliyor.
Ve ABD’nin 1954’ lerde her alanda planlama yapılması istenmiş. Direnen hükümete karşı bu tarihlerde küresel güç, karanlık dehlizlerde yetiştirdikleri ya da o dehlizlere aldıkları aracılığı ili hücre faaliyetine girmiş, Irakta 1959 da sonuç almış. Bu sonuç üzerine Milli Şef İsmet Paşamız; ” sizi ben ile kurtaramam “ demişti.Ve Küresel gücün kontrolündeki çeteler 1960 gece baskını ile milletin iradesine göre şekillenen iktidarı alaşağı ederek “NATO’ya ve CENTO’ya” bağlılık yemini ile operasyona başlamıştı.
Bunun sonucu olarak da milletin arzusuna aykırı ve kontrolü dışında odaklar oluşturulmuş. Millet iradesi, ne derse desin onlar milletin başında boza pişirmeyi, milletin menfaatleri ne olursa olsun bağlı bulundukları mahfillerin çıkarlarını gözetmeyi sürdürmüşlerdi. Sürdürmeye devam etmektediler..
Bu kuruluşlardan biri de bilindiği gibi Planlama Teşkilatı idi.
Güya her alanda ülke planlanacak, kaynaklar o plan çerçevesinde dağıtılacaktı. Kim zenginleştirilecek, kim batırılacak o elle yapılayacaktı.
Başlarına getirilen ve küresel eşkıya bursu ile yetiştirilip, eğitilerek uzmanlaştırılanlar tarafından “planlar” yapıldı.
Ancak başta, “Bize plan, değil..Plav, gerek” diye tartışıldığı gibi o kuruluş sayesinde hangi alanlarda planlanıp geçtiğimiz de ortada.
Bir, o denemde aynı seviyede olduğumuz, İtalya’ya , Japonya’ya bakın bir de bize.
1960 gece baskınından sonra kim tarafından sarılıp, planlandığımız gün gibi açıkça görülür ..
Ve 1954’lerde Küresel eşkıyanın destek, teşvikleri ile hareketlenen ancak 1960 ve 1980 çetelerinin darbeleri ile hayat bulan “planlama” işi, tek alanda başarısız olmuştu.
Başarısız olduğu alanı “Hormon”laştıramamıştı…

SUÇSUZ HAVYAN İTLAFINDAN , İNSAN İTLAFINA GEÇMEK Mİ?

Bu alanda da benim anamın, sizin teyzenizin yetiştiği, yeri geldiğinde misafirine ikram ettiği, et ve yumurta alanıydı. Köy yumurtası, köy tavuğu diye alemin takla attığı, küresel eşkıya ve onların uzantılarının ekonomik olarak kontrolü ve muhasebesine girmeyen alanlardı.
Ancak gelin görün ki bu gün gelinen noktada kuş gribinin müdahaleli entegre tesislerinde yetiştirilenler değil, hormonsuz hayvanlarda görüleceği ileri sürülerek özgür alanlarda, ve plansız sahada “itlaf” operasyonları sürdürülüyor.
Peki ne kadar daha öldürülmeli?..
Adamlar, onunda hesabını yapmışlar..
Ülkede 80 milyon insan var.
Hala bunun yarısı köye, hormonsuz, planlaştırılmamış alanlara bağlı. Bunlar yılda bir tavuk yese 40 milyon eder. O zaman miktar tamam. Ve bu miktar öldürülürse ancak tehlike geçermiş!
ZAVALLI TAVUKLAR GAZ ODALARINDA
Bu günün ileri teknolojilerine, kuş yollarının bilinmesine rağmen kuşlara karşı bir tedbir alındığını görüyoruz. Ekonomik ve moral değerlerimizi kaybetmeden böyle bir tedbir alınabilir diye düşüyorum.. Mesela, erken uyarı sistemi ile 1000 eklimetre öteden harekete geçen kuşların belirli zaman dilimlerinde o ülkeye uğramadan sıcak bölgelere gitmesi sağlanamaz mı?
Eğer bu sağlanırsa zaten 20 derecede öldüğü iddia edilen virüsler, soğuk bölgelerde konaklayamayacağı için ne kuş gribi olur nede başka şey. Ama onlara karşı bir tedbir alınmıyor.Kümesteki hazır kazlara güç yetiyor ve canlı canlı gömme vahşetleri sergileniyor.. Hitler vari usullerle “Gaz odalarına “ dolduruluyor.
Dorusu yapılan operasyonlara bakıyorum da bu kadar gaz odası aracı gereci ne zaman temin edilmiş, nerede depolanmış, kimin elinde ne için kullanıma hazır tutulmuş merak ediyorum..Ve bunları yapanlar ne zaman eğitilmiş nasıl organize edilmiş?.. Övünülerek gerçekleştirilen itlaf miktarına bakarak organizasyon gücüne de şaşıyorum..
Peki tehlike kaç yıl sürermiş!
“Kış boyunca ve ilkbaharda göçmen kuşların tekrar gelişi ile Haziran 2006'ya kadar virüs yaşayabilirmiş. Ancak 2006 sonbaharında ne olur bilinmezmiş!” ..
“Evcil kanatlılar yok edilirse risk azalırmış..”
Bunun içinde operasyonlar devam etmeliymiş…

Bilindiği gibi Küresel eşkıya ve ortaklarının İran üzerindeki baskıları ve hazırlıkları sürüyor.Bunun içinde bir sürenin daha geçmesi gerekiyor.
Benzer hazırlıklar daha önce Irak konusunda sürdürülmüş, Antalya’dan Mardin’e kadar uzanan alanda yerler tespit edilmiş. Binalar kiralanmış, görevlendirilecek insanlarla sözleşmeler yapılmıştı.
Aynı şey, şimdide gerekli
Fakat Türkiye’deki kamuoyu hazır değil, hükümetinde boynu millet karşı eğri..
O zaman bu tür hazırlıklar nasıl yapılacak?
İsrail öteden beri , size insansız hava araçları satayım. Böylece sınır güvenliğiniz sağlansın diyordu ve bir adım öde giderek sınıra yakın yerlerde bunum eğitimin vereyim onun için güney doğu da üs ver diyor.. Hükümet, direniyordu. İsrail, öz olarak şunu söylüyordu. Siz sınırlarınızı koruyamıyorsunuz. Bak sınırlarınızı aşan PKK, gidip iç illerinizde bile operasyon yapıyor.Bizim vereceğimiz cihazlarla sınırlarınızı güvenceye alın.Sızmaları önleyin..
Ama kimsenin aklına gelmiyordu, gelse bile dile getirmiyor ki , siz, PKK ile yandaşlığı, müttefikliğini sona erdirin. Irak’da ki şakileri korumayın mesele kendiliğinden biter.
Tıpkı kuş gribinde olduğu gibi.. Bataklık öylece duracak. Siz içerde kendi kaynaklarınızı kurutacaksınız..
ABD’den hiç ummadığımız misafirler geldi gitti. İsrail Genelkurmay Başkanı geldi. Hem de Cumhurun başkanı ile görüştürüldü.
Henüz Türkiye İsrail’e para aktarmaya ikna edilememişti. Fakat ne olduysa oldu. Şemdinli patladı… Şemdinli’de patlatıldı.
Bunun üzerine gelişmeler gösteriyor ki her halde İsrail tipi askeri araçlara yatırım yapmaya Türkiye ikna edildi.
AV, UZMANLARI
Öte yandan da Türkiye, İran sınırında ABD’ye imkan vermekten kaçıyordu. Kuş gribi bahanesiyle zannediyorum olanlar oldu. Hükümet panikledi ..Muhalefet, daha ne duruyorsun daha fazlasını ya0p diye gaz verir hale getirildi. Kamuoyu hazırlandı....
Şimdi “araştırma- inceleme “ adıyla ABD uçakları “uzman” taşıyor
Bilen bilir.Bu tür uzmanların(!) neyin uzmanı olduğunu?
Ve kime bağlı çalıştıklarını da...
Eğer verecekleri rapor doğrultusunda belirli illerimizde karantina ya da benzer tedbirler ilan edilerek giriş çıkışlar engellenir, daha doğrusu “uzmanlara” uygun çalışma imkanları sağlanır, bu uzmanların daha rahat etmesi için malzeme nakliyatı ve bunların ikmali,depolanması için yine alanlar oluşturulursa hiç şaşmayan.
Çünkü İran’a müdahale için zamana ihtiyaç var ve rahat müdahale için yer gerekli.. Buda en iyi yer doğu Anadolu. Ve İran sınırı.
Kamuflaj hazır: Kuş avındayız ve aşı için 2006 sonbaharına kadar bereketli topraklardan numune alıp materyal topluyoruz
Doğu Anadolu dağlarını ve ovalarını kolaçan ederek uygun çiçekler! Toplanıp karışım yapılarak dağlarımıza ve ovalarımıza yapıştırılması gerek ki kuşlar buralara bassın ve tehlike geçsin!
Ya da, tüm ülke üzerine “ Made in USA” imalatı “cibinlikler” çekilerek bütün bir millet korunmaya alınsın!..
İran bombalanır, o gürültüler içinde siz eve kapanırsınız
Dışarı çıktığınızda bir de ne görün.
Sevr’de çizilen harita uygulama alanı bulmuş, Ermenilere vaat edilen topraklar, üzerine yaşayan Kürt nüfus iyice dezenfekte edilerek, kalırsa Türkler; ancak klorlanmak suretiyle ayak basacağı, hale getirilmiştir.
Tıpkı 36. paralelin üstünü Saddam’a karşı, Türkiyede, lıkır lıkır “Made İn USA” yazılı süt tozları içirtilerek uyutulan sözde zinde kuvvetlerin desteği ve gözetiminde korunup koklandıktan sonra Türkiye’nin can evine çevirtilen hançer haline getirildiği gibi
O zaman ne kuş gribi neden başka şey kalır.
Tüm milletin kuş palazına yakalanma riski azalır.
AB’ derhal kapıları açarak ve öncelikle Van merkezli büyük Ermenistan’ı sonra da sınır garantili Türkiye’yi içine alabilir. Ve Süleyman’ ye merkezli küçük Kürt federasyonu, ise ABD’nin en çok yardıma ve sömürüye mahzar alanı olarak hayatta kalma imkanı verilir.
Baktınız kontrolü sağlayamıyorsunuz.
O zaman ABD şemsiyeli, İsrail dipçikli olmak kaydıyla küçücük ülkeler ve -ABD ve İsrail olmasa- birbirlerini her an yemeye hazır milletlerden oluşan büyük Asya ve Afrika birleşik federasyonu devreye sokulur..
Böylece Avrupa’yı AB ile, Asya’nın bir kısmı ile Afrika’nın kuzeyini birleşik federasyonla Rusya ve Çine karşı demir örgülerle korur, kuş gribine karşı dirençli hale getirirsiniz..
Ve sonuçta iskartoya uğratılmış nüfusları ve ele avuca bakan kabile şefleri ile bir güzel küresel ayarlama yapmış olursunuz..
Bir kuşla kaç taş bağlama operasyonunu tamamlarsınız..
Kuş tiridine pilav güzelde..
Yerlerse..

14 Ocak, 2006

İbrahim Lise 3 de

 Posted by Picasa

Bu yıl kim şampiyon olacak?

 Posted by Picasa

Aşiyan'da suat ve şükrü ile

 Posted by Picasa

Şiir mi yazsam

 Posted by Picasa

İbrahim, resim çekinmeyi sevmez

İbrahim resim çekinmeyi sevmez, en iyi resimleri çeker Posted by Picasa

İbrahim çavdar

 Posted by Picasa

Güller dikmiştik!...

 Posted by Picasa

Mehmet Akyol, tavsırımızı almış!

 Posted by Picasa

Rahmetli Memduh

Posted by Picasa

Orhan Selen ile

bir 2005 yazında Malatyalı dondurmacının dükkanında , bir zamanların şöhreti Orhan Selen ile karşılaşmak varmış! Posted by Picasa

Böyüklerle! kim olsa görüşür

Makam, mevki ve servet sahibi büyüklerle !
Kim olsa görüşür
Bizim sitenin göörevlileri.
Suat ve Şükrü ile Aşiyan'da Posted by Picasa

Mehmet Akyol ile TBMM'de

Mehmet Akyol, gazeteci
Eğer çalışacak bir yer bulamazsa hemen meraklı birisini bulur onun üzerine yagazete çıkarır yada dergi...
Son dönemlerde İzlenimlerle Anadolu Dergisi çıkarıordu.
Onun iin her opje haberdir.
 Posted by Picasa

07 Ocak, 2006



Sema'nın bilgisayar dersi verdiği oda
Ankara Büyükşehir Blediyesi
Aile Yaşam Merkezi Posted by Picasa
Sema, annesine bilgisayar dersi veriyor Posted by Picasa

02 Aralık, 2005

Posted by PicasaBir zamanlar "Solun harika Çocuğu" nitelemesi yapılan Gökhan Çapoğlu ile Armada da bir kitapçıda röportaj yaptık
Posted by Picasa Gökhan Çapoğlu, "Metal fırtana ilginç konaları işlemiş" diyor

Gökhan Çapoğlu Çavdar'a konuşuyor

Posted by Picasa Çapoğlu Necati Çavdar'a konuşuyor

Armada da, Çapoğlu ile konuşmak

Çapoğlu ile Arrmada da.. Posted by Picasa

Çapoğlu ve Çavdar

Posted by Picasa

13 Kasım, 2005

GÖKHAN ÇAPOĞLU İLE UFUK TURU

ÇAPO?LU:
D?NYAYI FİNANSAL KIRILGANLIKLAR TEHDİT ED?YOR

2000?li y?llarda ABD?de buna uygun ideolojik de?i?iklikler oldu. Ekonomik ?st?nl?k yerine askeri ?st?nl??? tercih eden yeni muhafazakar-Siyonist ideoloji egemen olmaya ba?lad?.
11 Eyl?l olay? ile Bush, g??lendi. Kendisine ?ilahi bir g?rev verildi?ini? s?yl?yor.

Amerika tasarruf etmeyen s?rekli t?ketimi artt?ran bir toplumdur. Bunun b?yle devam etmesi m?mk?n de?ildir.
ABD?de devlet i?inde ciddi bir b?l?nme s?z konusu.
Giderek ekonomisini g??lendiren Rusya bu oyunun i?inde bende var?m diyor.
??N PATLAMAYA HAZIR BOMBA G?B?

Finansal ter?r dengesi s?z konusu. E?er ABD?nin verdi?i ka??tlar ?ok de?er kaybederse o zaman b?y?k bir ??k?? ya?anacakt?r.
ABD?de ekonomi bu boyutta a??k vererek giderse d?nya ekonomisi ??ker ve 1929 bunal?m?na benzer ekenomik, siyasal bunal?mlar ya?an?r.
AKP sisteme kar?? duruyor diye iktidara geldi. ?? ve d?? egemen g??lerin, sistemin partisi oldu.
T?rkiye ile ABD ve ?srail?in ??karlar? b?lgede 1990?dan bu yana ?at???yor.
B?lgede ve d?nyada geli?meleri T?rk menfaatine uygun, T?rkiye lehine geli?tirecek g??l? bir devlet yap?m?z yok.



Necati ?avdar?la ufuk turu....





Bu hafta sizler i?in eski siyaset?i, bilim adam? At?l?m ?niversitesi ??letme Fak?ltesi Dekan? Prof.Dr. G?khan ?apo?lu ile d?nya dengelerini ve T?rkiye?yi konu?tuk.
Prof.?apo?lu, sorular?m?z? i?tenlikle cevaplayarak d?nyay? ?ekillendiren siyasal ve ekonomik dengeleri de?erlendirerek ?lkemiz i?inde bulundu?u durumu ve gelece?i ile ilgili a??l?mlar? ortaya koydu.
-Gerek siyasal tecr?beleriniz, gerek bilim adam? ki?ili?iniz gerekse ?lkemizin ?nde gelen az say?da fikir ?reten insanlar?ndan olman?z dolay?s?yla d?nya dengeleri ve bunu etkileyen olaylar? sorgulamak istiyorum.Sizin pencerenizden d?nya nerede, nereye gidiyor?

-D?nya?da yeni bir d?zen kurulmaktad?r. ll. D?nya Sava??n?da sonra ABD?nin ?ne ??kt??? d?zen y?k?lmaya ba?lam??t?r. Avrupa 1950?lilerde kalk?nmaya ba?lad?. 1960?l? y?llarla birlikte ?zellikle Almanya ve Japonya yeni ekonomik g?? olarak ortaya ??kt?lar. 1980?li y?llarda G?ney Asya ?lkeleri dikkat ?ektiler. ABD siyasi olarak iki kutuplu d?nyada liderli?ini s?rd?rmeye devam etti. 1990?lar ba??nda Sovyet Blo?unun ??kmesiyle ?ABD s?per g??? olmaktan ?teye ?hiper g?? ?olarak ?ne ??kmaya ?aba g?sterdi. 1991 y?l?ndaki Irak Sava??n? kendi g?c?n?n bir g?sterisine d?n??t?rd?. 1990?l? y?llarda b?t?esini kontrol alt?na almaya ?al??an ABD, gittik?e b?y?yen d?? a??klar vermeye ba?lad?. Yani ABD giderek ?retti?inden fazlas?n? t?keten bir ?lkeye d?n??t?. 2000 Y?l?nda borsa balonu patlay?nca i? ????r?ndan ??kmaya ba?lad?. ??nk? borsa balonun patlamas? yan?nda Enron, World Com gibi ?irketlerinin hissedarlar? doland?rd??? ortaya ??kt?. Yani, kuruldu?undan beri sermaye piyasalar?na dayal? geli?me g?steren ABD?de sermaye piyasalar?na olan g?ven kaybolmu?tu. ?ktidarda bulunan yeni muhafazakarlar (neo-conlar) dikkati farkl? y?ne ?ekerek, ABD?nin ?st?nl???n? rekabet etmekte zorluk ?ekti?i ekonomik alandan, ?st?n oldu?u askeri alana ?ekmeyi planlad?. Ve 11 eyl?l olaylar?yla bu f?rsat? yakalad?. ABD ilk?nce Afganistan?? i?gal ederek ?in?i ve Orta Asya enerji yollar?n? kontrol alt?na almaya ?al??t?. Sonra da Irak?a sald?rarak Ortado?u kaynaklar?n? kontrol niyetini g?sterdi.
Bu ?ekilde AB, ?in ve Rusya?ya kar?? ekonomik a??dan kaybetmeye ba?lad??? ?st?nl???n? askeri ve stratejik olarak kurmaya ?al??maktad?r.

ABD?de cari a??k 2004 rakamlar?na g?re 600 milyar dolard?r. Yani GSMH?s?n?n %5?inin ?st?ndedir. B?t?e a???? ise GSMH?n?n %4?? civar?ndad?r. ABD tasarruf etmiyor, ?retti?inden giderek ?ok daha fazlas?n? t?ketmektedir. 600 milyar dolar? bulan d?? a????n? dolar basarak ??zmeye ?al???yor. Bu dolarlar? ve ABD hazine ka??tlar?n? alan ?lkeler bu oyunun sa?mal???n?n fark?na varmaya ba?lad?lar. Yani, ABD?nin enerji kaynaklar?n? kontrol edebilmesi kendilerinin Amerikan dolar? ve hazine ka??tlar? tutmas? sayesinde olabilmektedir.

ABD pervazs?zl???n? her alanda g?stermektedir. K?resel ?s?nmaya kar?? Kyoto S?zle?mesini, Uluslararas? Ceza Mahkemesi Anla?mas?n? imzalamamaktad?r. D?nya n?fusu i?indeki %5lik pay?na kar?? k?resel ?s?nman?n %30?undan ABD sorumludur.

ABD?DE ?DEOLOJ?K A?IRILIKLAR EGEMEN OLDU

ABD, ekonomisini sava? ekonomisi haline getirdi. Zorbal?kla petrol ?reten b?lgeleri ele ge?irmeye ?al???yor. Hedefledikleri ?lkeler Afganistan, Irak gibi askeri a??dan g??s?z ?lkeler.

Sava? ekonomisine dayanan ?lke olarak ABD kar??s?nda d??man bulmak ya da g?stermek zorunlulu?unu hissediyor. Samuel Huntington??n medeniyetler ?at??mas? tezi ideolojik ?er?eve olu?tururken, 11 Eyl?l olaylar? ?at??man?n di?er taraf?n?, d??man? belirledi. Sovyetler Birli?inin da??lmas?ndan sonra ?kom?nist? d??man yok olmu?tu. D??man kalmam??t?. 11 Eyl?l??n arkas?ndan nihayet beklenen d??man bulundu: M?sl?manlar. M?sl?man ?lkeler de ikiye ayr?lm??t?r. ABD?nin g?d?m?nde olan, ta?aronlu?unu yapan iyi M?sl?man ?lkeler; Kuveyt, M?s?r, T?rkiye gibi. ABD?nin ??karlar?na hizmet etmeyen k?t? M?sl?man ?lkeler; Afganistan, Irak, ?ran, Suriye gibi. K?t? m?sl?man ?lkeler adam edilmeliydi. Bu da ABD?nin askeri i?gali ve kendi g?d?m?nde y?netimleri ba?a getirmesiyle m?mk?n olabilirdi.

2000?li y?llarda ABD?de buna uygun ideolojik de?i?iklikler oldu. Ekonomik ?st?nl?k yerine askeri ?st?nl??? tercih eden yeni muhafazakar-Siyonist ideoloji egemen olmaya ba?lad?.

ABD askeri harcamalar? h?zla artt?. Bu g?n askeri harcamalar? 500 milyar dolara yakla??yor. Bu d?nyadaki toplam askeri harcamalar?n yar?s?n? olu?turuyor.

2000 se?imlerinde Demokrat Al Gore, Cumhuriyet?i George Bush kar??s?nda se?imi kazand?. Ancak ?e?itli hilelerle se?imi Al Gore? a kaybettirdiler.ABD?nin ba??na G. Bush?u ge?irdiler. George W.Bush, 11 Eyl?l?e kadar ge?en s?rede ABD?nin en ba?ar?s?z Ba?kan? konumunda idi.11 Eyl?l olay? ile Bush, g??lendi. Kendisine ?ilahi bir g?rev verildi?ini? s?yl?yor. 2000 se?imlerinde 500 bin oyla kaybetti?i halde, farkl? operasyonlarla iktidar? ele ge?iren Bush, 2004 de ?? milyon daha fazla oy alarak se?imi kazand?. Se?imlerde G. Bush , ABD?nin orta kesimlerinden oy ald?. Bu b?lgeler daha dindar, daha fakir ve d?? d?nyaya kapal? kesimlerdir.
Do?u ve bat? k?y?lar? ABD?nin daha e?itimli, d?? d?nyayla rekabet edebilen, zengin kesimleridir. Bu kesimlerden Demokrat aday John Kerry oy ald?.

ABD?yi asl?nda Ba?kan Yard?mc?s? Dick Cheney y?netmektedir. G.Bush semboliktir. G. Bush?un ge?mi?i ABD?yi y?netmeye yeterli de?ildir. K?rkl? ya?lar?na kadar alkolik olan G. Bush Teksas valisi se?ildikten sonra t?vbekar olmaktan ?teye kensinin ilahi bir g?revle g?revlendirildi?ine inanmaya ba?lam??t?r. ?imdi etraf?ndakilerde fanatik muhafazkar-siyonist insanlard?r.

-ABD ekonomisinin bu hale gelmesinin sizce sebebi nedir?

Bilgisayar, internet ve ileti?im alanlar?ndaki h?zl? geli?meler d?nyada rekabet h?zla artt?rmaktad?r. Almanya, Japonya, G. Kore, G?ney Asya ?lkelerinin yan? s?ra ?in?in teknolojiyi h?zla ?retime uygulamalar? ABD zor duruma d???rmektedir. Bunun yan?nda ABD?de savunma harcamalar? h?zla artarken, G.Bush ideolojik bir yakla??m ?st d?zey gelir gruplar? i?in vergileri d???rm?? b?t?e a??klar?n?n 2000 y?l?nda 235 milyar dolar fazladan, 2004 y?l?nda 450 milyar dolar a???a gitmesine neden olmu?tur. ABD merkez Bankas?n?n faiz oranlar? son 50 y?l?n en d???k d?zeyi %1?e ?ekmesi t?ketimi kam??lam??, tasarruflar? s?f?rlam??t?r. Amerika tasarruf etmeyen s?rekli t?ketimi artt?ran bir toplumdur. Bunun b?yle devam etmesi m?mk?n de?ildir. ?nsanlar dolar yerine ba?ka bir para birimini ?rne?in Euro tutmaya ba?larlarsa durum ?ok ciddi hale gelecektir.

-ABD bu arada ?ran?a sald?rabilir mi?

?ran tehdidi bence laftan ?teye gidemeyecektir. ?yle bir ??lg?nl??? uygulamaya koyabileceklerini zannetmiyorum. Bu ABD?nin ??k???n? h?zland?rabilir. Askeri i?gal Irak?da ba?ar? sa?layamad?. Belki ?srail?i kullanarak ?ran ?zerinde bask? olu?turabilirler. ?srail, ?ran?da birka? yere sald?rabilir. Daha ilerisini olabilece?ine ihtimal vermiyorum.

ABD?de devlet i?inde ciddi bir b?l?nme s?z konusu. Bir kesim askeri g??le i?leri halledelim derken bir kesimi de demokrasi g?r?nt?s?yle yol almak istiyor. George Soros gibi d???nenler gerek G?rcistan?da gerekse Ukranya?da bu metod ile ba?ar? kazand?lar. Kaybettikleri se?imleri kendi ?rg?tledikleri ve finansal destek sa?lad?klar? s?zde sivil toplum ?rg?tleri ve kitle hareketleriyiyle yenilenmeye zorlad?lar. Kazan?ncaya kadar m?cadle edeceklerini belirttiler. Kendi taraftarlar? kazan?nca olaylar s?kun buldu. Bunun bir anlam? olmas? gerekmez mi?

?te yandan biraz ?nce belirtti?im gibi Bush y?netimi ?evre ile ilgilenmiyor. K?resel ?s?nma artt??? halde Kyoto s?zle?mesini imzalamamakta direniyor.

ABD?de sosyal g?venlik uzun y?llar sonra 2042?de zorlanmaya ba?layacak Bush ve ekibi bunu bahane ederek sosyal g?venli?i ?zelle?tirmeye, borsaya destek vermeye ?al???yor.

RUSYA BU OYUNDA BENDE VARIM D?YOR
-Peki d?nyay? ?ekillendirme , y?netme oyununda Rusya?n?n konumu ne?

Sovyetler da??ld?ktan sonra Rusya?da ekonomiye Yahudi k?kenliler, ABD?li dan??manlar, proflar, akademisyenler y?n vermeye ba?lad?. Ekonominin kontrol? giderek uluslararas? sermayenin denetimine girerken, Rusya ekonomisinde sermaye mafyala?t?.

Putin?in i? ba??na ge?mesiyle i?ler de?i?ti. Rus derin devleti hareket ge?ti. Putin St.Petersburg belediyesinde ba?kan yard?mc?s?, ?nemsiz bir gizli servis , memur konumunda iken al?n?p halk?n ?n?ne ??kar?ld?. Putin?in ?ahs?nda verilen mesajla ?biz bu oyunun i?indeyiz? dendi. Rus derin devleti yabanc?lar?n eline ge?en ekonomik kaynaklar? ve mafyala?m?? sermayeyi dizginlemek istedi. Putin , Rusya?y? yeniden yap?land?r?yor. Mafya ve yabanc?lar?n eline ge?mi? dev ekonomik kurulu?lar? tekrar devletin hakimiyetine al?yor.
Giderek ekonomisini g??lendiren Rusya bu oyunun i?inde bende var?m diyor.
Gerek ABD?nin Irak?taki ba?ar?s?zl??? gerekse G?rcistan ?daki ?Kadife?, Ukrayna?daki ?Turuncu? devrimlerle Rusya?n?n ?evresinin daralt?lmas? da Rusya?y? harekete ge?irdi. ?zellikle Ukranya?n?n ABD ya da genel anlam? ile Bat? blo?u i?inde yer almas?yla Sivastopol gibi ?nemli bir liman? kaybetmek Rusya i?in ?ok b?y?k bedel demektir.

Ancak Irak sava?? Rusya?y? bir taraftan da zenginle?tirdi. Rusya artan petrol ve gaz fiyatlar? sayesinde ekonomisini g??lendiriyor. Daha ?nce bor?lar?m? ?deyemiyorum diyerek moratoryum ilan eden Rusya ?imdi IMF?ye ??ekil? diyebildi.
??N PATLAMAYA HAZIR BOMBA G?B?
-D?nya dengelerinde ?in?de var dediniz. Kimilerinin ?sar? dev? diye tarif etti?i ?in?in durumu ne?
?in patlamaya haz?r bir bomba. Y?lda %9 b?y?yor. Ekonomik alanda ?ok b?y?k mesafeler kaydediyor. Ancak, insanlar?n? ac?mas?zca s?m?rerek bunu ger?ekle?tiriyor.?in?de insanlar?n hi?bir sosyal g?vencesi yok.?cretler ?ok d???k. B?y?k ?o?unluk g?nde bir dolara ?al???yor.
?in, elde etti?i cari fazlas?n? ABD ekonomisine aktar?yor. ?in, ABD?ye mal sat?yor. Kazand??? paralar? yine ABD?ye yat?r?yor. ABD?nin hazine bonolar?n? ?in ve Japonya al?yor. Bu anlamda finansal ter?r dengesi s?z konusu. E?er ABD?nin verdi?i ka??tlar ?ok de?er kaybederse o zaman b?y?k bir ??k?? ya?anacakt?r. ?in ve Japonya rezervlerini dolarda tutuyor. ABD dolar?n?n d??mesi bu ?lkeleri milyar dolarlarla zarara sokmaktad?r. Finansal ter?r dengesinin bozulmas? riski ?in ve Japonya?y? yak?ndan ilgilendiriyor. E?er ABD?de ekonomi bu boyutta a??k vererek giderse d?nya ekonomisi ??ker ve 1929 bunal?m?na benzer ekenomik, siyasal bunal?mlar ya?an?r.

-Bu oyunda Avrupa Birli?i nerde duruyor?
Avrupa Birli?i (AB), bu oyunda ABD?ye mesafeli duruyor. AB cari a??k fazlas? veriyor, ?ok ?retiyor. Az t?ketiyor. Bu anlamda AB ekonomisi ABD ekonomisinden daha sa?lam. Ancak, AB?nin savunma g?c? ve ortak savunma politikas? yok.
G??lenen Euro ile, AB a??rl???n? hissettiriyor. ?nsanlar ve ?lkeler paralar?n? dolardan Euro?ya d?n??t?r?yor. Buda AB?ni ekonomik alanda daha da g??lenece?i i?aretini veriyor.

?EVREM?ZDE C?DDi OPERASYONLAR YAPILIYOR
-Bu belirleyici g??ler kar??s?nda T?rkiye ve ekonomisi ne halde?

?u anda bor?lar ?evriliyor gibi g?r?l?yor ama bu y?l cari a??k miktar? 15.6 milyar dolar olarak ger?ekle?ti. TL?nin %40 de?erli olmas?n?n bu unsurlarda etkisi ?ok fazla. Yurt d???nda faiz %2, T?rkiye?de faizden net %15 kazan?l?yor. Bu da T?rkiye?ye s?cak para giri?ini czaip k?l?yor. Bor?lar bor?la rahat?a ?evrilebiliyor. Asl?nda s?cak paran?n birk?sm?n?n kayna?? belli de de?il. Bu anlamda T?rkiye?nin ekonomik olarak tehlikeyi atlatt??? s?ylenemez.

Ekonomi %9 b?y?yor ancak i?sizlik azalm?yor, art?yor. ?hracat art?yor g?r?lmesine ra?men fazla getirisi yok.??nk? imalat sanayi ara mallar?n? ithal ediyor, yerliyan sanayi k???l?yor. ?hracat yerli ara mallar?yla ?retilmiyor, ucuz ithal mal kullan?l?yor.?thal edilen mallar, ?lkemizde ambalajlanarak ihra? ediliyor. ?hracatta yerli ?retim pay? giderek d???yor. ?hracat artarken, ithalat daha fazla art?yor. 62.7 milyar dolarl?k ihracata kar??l?k 97 milyar dolarl?k ithalat s?z konusu.

?te yandan ?evremizde ?ok ciddi operasyonlar yap?l?yor. ABD bu operasyonlar i?in ?ncirlik?i daha fazla kullanmak istiyor. D??i?leri Bakan? Abdullah G?l, ?ABD- T?rkiye ili?kileri her ?eyden ?st?n? diyebiliyor.Bu durumda t?m pazarl?k g?c?n?z? yitiriyorsunuz. ?of?rlerimizin Irak?da ?ld?r?lmesini elbette kimse istemez, kabulde etmeyiz. Ancak Irak?tan bak?l?rsa.Irak?da direnenler; ? ABD ile sava?tay?z, i?gal alt?nday?z? diyor. T?rklerin orada i? yapmalar?n? ? T?rkiye i?gale yard?m ediyor? diye alg?l?yor. Sava??n par?as? olarak g?r?yorlar.

Irak meselesine bakt???m?z zaman ABD devleti i?inde bir ?at??man?n oldu?u ortaya ??k?yor.
ABD Irak?ta ve di?er operasyonlarda hukuksuzlu?u me?ru olarak g?r?yor .Afganistan?dan K?ba?daki Guantanema kamplar?na g?t?rd??? esirlere, delil olmasa da ?m?r boy hapis cezas? verilecek demeleri tam bir ??lg?nl?k. Tam bir hukuksuzluk. ABD hi? bir hukuk tan?m?yor.

T?rkiye b?yle bir anlay??la yan yana olmamal? ve destek oluyor g?r?lmemeli, ?yle alg?lanacak geli?melere meydan vermemelidir.

T?rkiye?de iktidara gelenler s?ylediklerini unutuyorlar. Ancak o iktidarlar tasfiye ediliyorlar.
G?mr?k Birli?i i?in her ?d?n? veren Tansu ?iller yeri gelmi? saf d??? edilmi?tir.
Ayn? ak?bet Ecevit?in ba??na gelmi?tir. IMF?nin her de?ine evet diyen Ecevit gitmi?tir.
MHP; ?Apo?yu asaca??m ? diye yola ??km??, Apo?yu besler hale getirerek halk taraf?ndan tasfiye edilmi?tir. Emperyalist g??ler i?in i?levini yerine getirdi?inde bu h?k?met de yolcudur. Erbakan, kar?? oldu?u ?srail?le anla?ma imzalad? da ne oldu?
AKP sisteme kar?? duruyor diye iktidara geldi. ?? ve d?? egemen g??lerin, sistemin partisi oldu.
1989?dan sonra dikkat ederseniz t?m iktidarlar se?imlerde ala?a?? edildi. Halk, s?zlerinde durmayan iktidarlara tepki veriyor, cezay? toptan kesiyor.

-T?rkiye-AB ili?kileri konusunda ne dersiniz?
17 Aral?k karar? T?rkiye i?in 6 sayfad?r. Ancak ayn? metinde hakk?nda karar al?nan H?rvatistan i?in sadece bir paragraft?r. Bu durum kendi ba??na AB?nin T?rkiye?ye bak???n? ortaya koymaya yetiyor. 17 Aral?k karar? ne diyor? K?br?s? ver.Yunanistan, Ermenistan?la meseleni hallet. Dicle -F?rat sular? i?in komisyon kurulsun, biz kontrol edelim. Bunlar ne demek?
AB yetkileri a??klad?lar. 3 Ekim 2005 m?zakere tarihi de?il, tarama s?recinin ba?lang?c?d?r dediler. Peki m?zakere tarihi ne zaman? En iyimser bak??la 2006 Ekiminde ba?lar. 17 Aral?k karar? T?rkiye i?in hezimetti. Bu h?k?met bu karar? b?y?k ba?ar? diye K?z?lay Meydan?nda kutlad?. ?lkesini seven hi? bir insan?n anlayabilece?i bir durum de?il.

2005?de Avrupa anayasams?n?n oylanmas? ve referandumu var. 2006?da Alman se?imleri var. B?y?k ihtimalle T?rkiye?nin AB ?yeli?ine kar?? olan kesim se?imlerde galip gelecektir.

T?rkiye?de kamusal alan s?k?nt?s? ?eken muhafazakar kesim, AB ile ??zece?ini d???nerek AB?ye girmeyi savunuyordu. Ancak kamusal alan?n fazlas?yla AB?de de oldu?unu A?HM, Frans?z ve Alman Parlamentosu kararlar?yla ??rendiler. ??renmeye devam edecekler, ama en ?ok onlar?n can? yanacak.

T?rkiye?de medya AB?ci, b?y?k patronlar AB?ci. Patronlar AB sermayesinin ta?eronu olmak istiyorlar. H?k?met kraldan kralc? kesildi. Her t?rl? ?d?n? vermeye haz?r oldu?unu a??kl?yor. AB?ye yalvaran t?m kesimlerin zavall??? ortaya ??k?yor. Halk ger?ekleri anlad???nda hi? birine ge?it vermeyecektir.

T?RK?YE ?LE ABD?N?N ?IKARLARI UYU?MUYOR.
-B?lgemizde operasyonlar yap?l?yor diyorsunuz. Bunun T?rkiye?ye getirisi ne?
T?rkiye ile ABD ve ?srail?in ??karlar? b?lgede 1990?dan bu yana ?at???yor.
B?lgede ve d?nyada geli?meleri T?rk menfaatine uygun, T?rkiye lehine geli?tirecek g??l? bir devlet yap?m?z yok.
-Derin devlet var ama?..
?ayet var olsayd? 1990?dan beri T?rkiye aleyhine geli?en olaylar? g?rerek, ona g?re ?nlemler al?n?r, politikalar geli?tiril idi. ?srail ve ABD ile bu kadar s?k? f?k? olunmazd?.

-Siz b?yle s?yl?yorsunuz ama.Bir d?nem ?unlar? ?srail ile imzalamazsan?z darbe yap?l?r diye iktidarlar tehdit edilmedi mi?
Hi?bir darbede T?rkiye?nin ??kar? olmam??t?r. Darbelerde d?? y?nlendirmelerin etkisi s?z
konusudur.

-O zaman d?? y?nlendirmeler niye izin verildi?
T?rkiye?nin iki temel d?? ba??ml?l??? s?z konusudur. Birincisi ekonomiktir. IMF?ye ba??ml? hale gelmi?siniz. IMF 2 g?n i?inde ekonominizi ??kertebilecek etlkiye sahiptir. ?kinci temel d?? ba??ml?l?k askeri gere? ve teknoloji a??s?ndand?r. Siz silahlar? nerden al?yorsan?z o kayna??n etkisinde kal?rs?n?z.

-ABDve ?srail eksenine kar?? T?rkiye ne yapabilir?

Her?eyden ?nce ekonominin dizginlerini IMF?den almak gerekmektedir. B?lge ?lkeleriyle i?birli?ini geli?tirebilirsiniz. Rusya ile i?birli?i yapabilir. ??nk? Rusya t?ketim mal? ?retemiyor.T?rkiye ?retiyor. T?rkiye ileri teknoloji ?r?n? ?retemiyor, Rusya ?retiyor.
Bir birlerinin a??klar?n? kapatarak i?birli?i dengelenebilir. Kafkaslar, Orta Asya ve Orta Do?u yan?nda AB ile ili?kilerin kesilmesine de?il dengeli hale getirilmesine ihtiya? vard?r. ABD ile hangi konuda kar??l?kl? oturacaks?n?z. ABD kom?ular?m?za sald?r?yor, slad?rmay? planl?yor. E?er topraklar?n? ?s olarak kulland?r?san sana daha fazla bor? verece?im diyor. Bu ahlaks?z teklifi ve ili?kiyi bu h?k?met bile kabul edemez.

-T?rkiye krize d??me sarmal?ndan nas?l kurtulur?
T?rkiye?nin birikimli, y?rekli, vatansever ve d?r?st y?neticilere ihtiyac? vard?r. Ancak bu nitelikte y?neticiler ile ekonominin dizginleri IMF elinden, d?? politikas? ABD?nin g?d?m?nden, i? politikas? AB?nin y?nlendirmesinden kurtar?labilir. Son elli y?lda bunu ger?ekle?tiremedik. Bundan sonra ger?ekle?tirebilmemiz halk?m?z?n se?imine ba?l?d?r.
................00000000000...............


G?khan ?APO?LU K?MD?R?

Prof.Dr. G?khan ?APO?LU- 1979 y?l?nda Ankara ?niversitesi Siyasal Bilgiler Fak?ltesini birincilikle bitirdikten sonra ABD?de Denver ?niversitesi?nden Uluslararas? ?li?kiler dal?nda Y?ksek Lisans, Kaliforniya ?niversitesi Berkeley?den ekonomi dal?nda doktora ald?. 1988 y?l?nda Bilkent ?niversitesinde ?al??maya ba?lad?.
?apo?lu, DSP?den 1995 Se?imlerinde Ankara Milletvekili se?ildi. Siyasette iken bile akademik ?evrelerin yak?ndan tan?y?p takdir etti?i, bir d?nem 'solun harika ?ocu?u' diye adland?r?lm??t?. Ancak Ecevitler'le ?at???p DSP?yi terk etmek zorunda kald?.
G?khan ?apo?lu 24 ?ubat 1998?de DEPAR'? kurdu. Daha sonra siyaseti terk ederek Anadolu Stratejik Arastirmalar Vakfi (ANSAV) kanal?yla fikri ?al??malar?n? s?rd?r?yor.Halen Anadolu Stratejik Ara?t?rmalar Vakf? Ba?kan??d?r.
?apo?lu, 2003 y?l?ndan beri At?l?m ?niversitesi ??letme Fak?ltesi Dekan?d?r. Yurtd??? ve yurt i?inde yay?nlanm?? bir ?ok kitap ve makalesi vard?r. Cuma ak?amlar? Avrasya TV?de Ekonomi-Politik program?n? yapmaktad?r.

11 Kasım, 2005

SON DAK?KA

http://www.haber3.com/webmaster.haber3

10 Kasım, 2005

Ankara'da SOKAK FOTOĞRAFI :KANDİL SİMİDİ

Kandil simidi...... Posted by Picasa

Ulus heykeli

Posted by Picasa

Eryaman'da sabah

Posted by Picasa

Ankara'da sabah

Ankara'da sabah Ekim 2005 Posted by Picasa

03 Kasım, 2005

Bağlum'dan Hüseyingazi

Posted by Picasa

Sürülmüş, ekime hazır arazi şehir olacak

Posted by Picasa Şehir olacak

Bağlumda çeşme başı

 Posted by Picasa

02 Kasım, 2005

HER GÜNÜNÜZ BAYRAM OLSUN

Milyarlarca insan bayrama erişti.
Ramazanda edindiğimiz disiplini, alışkanlıkları inşallah daha sonra terk etmeyiz.Ve bu alışkanlıkları devam ettirmek için sosyal şartlar insanları zora sokmaz.
Evet, bayram yapacağız.Her kula nasip değil. Önümüzdeki yıllarda kim yaşaya, kim kala.. Zira bayramlar diriler içindir.
Dini yönüne girmiyorum..
Bayramlar, hayatın akışı içinde gerçekleştirilen muazzam bir sosyal hadise..
Bu bayramda da aramızda sosyal bağı iyice kuvvetlendirmeden ve bu bağı kuvvetlendirmek..
Bölgeler arası dengesizliği kaldırmak,
İnsan halklarına saygıyı hayata geçirmek
Çevre konusunda daha duyarlı olmak
Ve öncelikle kendimizin yapması gerektiği halde bu güne kadar başaramadığımız -hata terk ettiğimiz - bize yarayacak bir çok işi AB’nin zorlamasına muhtaç halde bayrama giriyoruz.
İçerde böyle de dışarıda farklı mı?
Bölgede barışı kendimiz kuramıyor dış müdahalelerden yardım umuyoruz.Bu gün Irak kan gölü. Afganistan sıkıntılı.
Uygur kardeşlerimiz Çin zulmüne emanet..
Keşmir’in kan revan haline birde deprem tuz bastı. Pakistan depremle sarsıldı. Endonezya öylesine . Amerika kıtası tayfunlarla boğuşuyor..
Vahşi kapitalizm insanı nisanlıktan çıkardı. Sermaye insanı sadece ürettiğini alacak makine olarak görüyor.Ve elinde ne varsa alıyor.Ruhsuz bir makine..
Halbuki bayramlar makinalar için değil, iradesini olan, bu iradeyi hayata yansıtan insanlar içindi..
Bu şartlarda bayrama giriyoruz..
İnsanlık yeni bir soluk bir nefes peşinde..
1999 Ramazan Bayramında şöyle demişiz:
BAYRAM MI ?
Sahi, bilen kim, dün mü, bugün mü bayram
Haykırıp o zor hakikati kimlere duyuram
Bilmiyoruz, kimimiz şuursuz kimimiz eyyam
Kosova ‘da yine 45 şehit, bugün bayram

İnsanlar ki kimi kurşunlanmış kimi biçilmiş
Sadist öldürmekle kalmamış; gözlerini oymuş
Alemi İslam uykuda, haberi batıdan duymuş
El açmış yavrular, imdat istiyor, bugün bayram

Sahi, bayram ne zaman, dün mü yoksa bugün
Eller aya gidiyor, bize de doğar mı bir gün
Kimimiz dün yaptık bayram kimimiz bugün
Alemi İslam kapkaranlık bir tefrikada bugün

Mümin oruç tut, sevin; neye ve ne için
Kursağında kalır o yarım sevincin
Asırlar var ki bizde adı kaldı sevincin
Baş önde, zillet içinde edin bugün bayram

Okuyor ezan sanki Bilal, çağrı; hüzün
Manası ki, davet tevhide özleri sözün
Ya Rab baharı yok mu? Hep hazanı güzün
Fitne için de çalkalanıyoruz, bu gün bayram

Şanli varisi muhteşem mazinin devlet
Fedakar fisebilillah için koşan bu asil millet
Ne zaman kalkar ayağa işlemiş beyine illet
Milli iradeden yoksun, tuzaklarla kutlayın bayram

Hangi gün bayram?.. Bilmeden kutluyor bayram
Bayram da oruçla hazırlanarak kutluyor bayram
İlim değil dayatmalar egemen, kutluyor bayram
Kosova’dan, Keşmir’de
Moro, Afgan, Bosna, Filistin kan içinde kutluyor bayram”


Ne değiş ti?
Her geceniz kandil, her gününüz bayram olsun..
1.11.2005

31 Ekim, 2005

SEN ŞARKINI SÖYLE

SEN ŞARKINI SÖYLE

“BEN ŞARKIMI SÖYLERİM

Ben şarkımı söylerim
Öyle içten,öyle derin
Bazen öğlen bazen akşam bazen de gece
Ben yüreğimi dinlerim
Ben şarkımı söylerim
Söyledikçe seni özlerim
Özledikçe seni söylerim
Sen sus; ben seni severim
Sen sus;ben şarkımı söylerim.

Ömrüm yettikçe
Seni sevdikçe
Öyle içten,öyle derin
Senin için söylerim
BEN ŞARKIMI SÖYLERİM..........”

Böyle diyor genç şair.

Şair Kasım Alper ÖZDEMİR, Taşova’dan neşet edip bu günlerde İstanbul’da karar kılanlardan.
Genç bir adam, Türkiye’nin en genç şairlerinden ve 21 yaşında Kasım ..
Hararetli, kabuğuna sığmayan biri. Üretiyor. Onu paylaşıyor, birlikte tüketiyor, yeniden üretiyor, üretiyor.
Öyle ceval ki şirin ilçelerimizden Taşova az geliyor, şehzadeler şehri Amasya dar geliyor...
Başkentimiz Ankara’yı avuçlarına almak istiyor, yetmiyor..
Tüm Anadolu’yu kucaklamak için kültürün, sanatın, ticaretin kısaca üretim adına hangi değer varsa onun sarsılmaz başkentine, hasılı “payitaht”a, İstanbul’a koşuyor.. Payıtaht’tan - payına düşeni -almak ve -onun etkilediği alanlara - vermek için..
Bu günkü sosyal yapımıza göre bir ölçüye vurursak O, az zamanda büyük yol almış bir uzun mesafeci.
Uzun mesafe koşmak için nefesi yeterli.
Önüne çıkacak anaforları aşmak için ise gerekli azim ve irade var.
Bunu kelime kelime, satır satır şiirlerine dökmüş..
Amasyalı genç şairin bir elinde bin bir marifet..
AmasyaHaber.net yazarı, Radyo Elma ile Erbaa ERT fm de “düşler sokağı” programının sunucusu ..
Kasım Alper ÖZDEMİR, hislerini, ruh dünyasında meydana gelen fırtınaları , acılarını, elemlerini, sıkıntılarını, sevinçlerini, kabullerini şiirlerle ortaya koyması yetmiyor düşüncelerini makalelerle de aktarıyor.
Yazmak yetmiyor, sözle ulaşıyor. Radyo programları, televizyon kanalları ile..
Bazı şairler vardır.Yazarlar fakat okumazlar.Onların tarzı öyledir... Ama bu hem yazıyor, hem okuyor.
Bu güne kadar 3 kitaba imza attı, Kasım Alper..
Kitaplarının yayında elektroniğin sunduğu kanalları da maharetle kullanarak insanlara adeta ışık hızında ulaşıyor.Ve bunun için www.kasimalperozdemir.com ve http://kasimalper05.sitemynet.com adreslerinden sesleniyor..
Radyo Elma ile Erbaa ERT fm de “düşler sokağı “ programının sunucusu Kasım Alper ÖZDEMİR'in 3.şiir kitabı "Yenilmez Ölüme Sevdamız... Düşler Sokağı" ismiyle İstanbul Kutup Yıldızı Yayınları tarafından piyasaya sunuldu. Amasya İli Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneğinin Katkılarıyla yayınlanan kitapta ünlü şair İbrahim Sadri'de önsöz yazarak genç şaire destek vermiş. Ayrıca bir çok ünlü isim ki televizyon programcısı yazar Ayşenur Yazıcı, sanatçı Aydan Şener, tv 8 Ankara Müdürü spiker Erkan Tan, Meltem tv proğram yapımcısı- yazar Okan Egesel, şarkıcı Aykut Kuşkaya, türkücü Ömer Çelik, radyocular 05 Mustafa, Talha Bora Öge (gölge) de genç şair ve şiirleri hakkında düşüncelerine yer vermişler.. Okuduğu şiirleri ilgi ile dinlediğimiz İbrhim Sadri, ” BİR ŞİİR EMEKÇİSİ İÇİN.” diye başladığı önsözde şöyle demiş:
“Şiir dediğimiz şeyi, diğer bütün yazın türlerinden ayıran nedir? Herhalde hiçbir mihenge gelmemesi, hiçbir tartıya vurulamaması, hiçbir ölçüye sığamaması olsa gerek.. o yüzden tam bir tarifi, açık bir tanımı yapılamaz şiirin.. Şiir öyledir.. Kendincedir.. Bildiği gibidir.. Şairi özel kılan da tam olarak budur öyleyse.. Daha önemlisi kişiyi şair kılan da budur.. Şair öyledir.. Kendincedir.. Bildiği gibidir.. Kasım Alper’i hepimizden ayıran bir özellik daha var ama.. Kendince, bildiği gibi ve öyle olması kadar, şiire bütün zihin ve yürek emeğini koyan bir genç o.. Her ne kadar tarifi imkansız gibi görünse de, şiir yine de biraz aşka, biraz tutkuya yakın duran bir durumsa eğer ve aşk öncelikle emek isteyen bir olguysa bu Kasım Alper’de ziyadesiyle olan bir şey.. O nedenle bu değerli kardeşimin kitabına bu satırları yazmayı istedim...”
Ve bizde diyoruz ki; yaydan fırlayan ok gibisin. Seni tutacak hiç bir şey yok. Tek düşüncen hedefe kilitlenmek. Artık , tarzın oturmuş , kendin olmuşsun.. “Sen şarkını, ama kendi şarkını söyle” genç adam!

29 Ekim, 2005

Hıra dağına çam dimkmek

Posted by Picasa Yüz yıl sonra Hara çamla buluştu, buluşturuldu.Bizimde bir küçük katkımız oldu.
Ağaçlar biden emek Hıralı gençlerden

Yüzyılları özlemek

Ağaçsız kuşsuz üzikmi çalnır Posted by Picasa

Bir vasiyet gibi

Gölgen üzerimde olmsun ki başkalrına göle olayım der gibi Posted by Picasa

Çığıraçmak

Çığır açmak kolay değildir, ama açılan çığırdan gitmek kolaydır..
Hırkanın gençleri bu çığırı açtılar Posted by Picasa

Çığır açmak