10 Şubat, 2019

Türedi yalakalar..! Asil insanlara, tuzak kurdu.. Gülay Göktürk

3 yıl önce
Türedi yalakalar..!
Asil insanlara, tuzak kurdu..
Hüseyin Kılınç
'Çiğ süt emmiş' troller, Vefasızlık ya da Gülay Göktürk'ü harcama taktiği üzerine...
{Gülay Göktürk 28 Şubat sürecine karşı en dik duran yazarlardandı. 17-18 senedir kendisini takip ederim. Başörtüsü yasaklarına karşı her daim aslanlar gibi mücadele etti. Bütün organizasyonların içerisinde yer aldı.
Nerede bu yasakların kalkması ile ilgili bir toplantı, eylem varsa Gülay Göktürk hep oradaydı. Bu konuda sayısız güzel yazısı vardır.
Sonuç ne. Yiğit Bulut gibi daha 27 Nisan muhtırasına kadar AKP'nin kapatılmasını isteyen, Tayyip'i bir avuç suda boğacak, başörtülülere zerre saygısı ve desteği olmayan bir adam tarafından yazı hayatına son verdirildi.
Peki bu durumda normal koşullarda ne beklenir. 28 şubat'ın en zor günlerinde kelle koltukta başörtüsü ve özgürlükler için mücadele veren bu insana en azından başörtülü yazarların, cenahın tam destek vermesi gerekmez mi?
Benim gördüğüm tam bir sessizlik. Bir tek Nihal Bengisu'nun doğru dürüst sesi çıkmış. Kendisine tek tük destek verenler de yine liberal kesimden yazarlar.
Hani ahde vefa. Hani adalet duygusu. Hani Gülay Göktürk'ü Yiğit Bulut'a yedirmeyiz diyen başörtülü ve dindar yazarlar?
Boşuna dememişler insanoğlu çiğ süt emmiştir diye.}
Alıntı: Özlem Yağız
••••••
Özlem hanım sonuna kadar haklı... Kalemine ve yüreğine sağlık özlem hanım. (HK)
4 yıl önce
Necati ÇavdarKış - 2015 albümüne yeni bir fotoğraf ekledi.
10 Şubat 2015, 23:54

09 Şubat, 2019

ve bir gün HUMEYNİ, Uçaktan indiriliverdi .. Bir kaç hatıra


Bu da ne?

https://sairinyeri.blogspot.com/2013/11/zalim-elinde-cile-ceken-yar.html?spref=fb&fbclid=IwAR13KH3VgLH3WaTQO0gnZqUjMyDIhmnk6Ib8D5aLvv3eM1M5_9Lnfo_qcjw

https://www.facebook.com/ebuzer.aydin.7/videos/10218523280817569/?t=75

BÜTÜN BİLDİKLERİNİZİ UNUTUN!...
Tam 40 yıl önce. İran'da Humeyni darbesinden sonra ilk Cuma namazı...
İmamın yanında Amerikan Büyükelçisi, onun yanında Yahudi Hahamı ve üç tane Hristiyan!!!. Hep beraber Humeyni'nin inkılabını kutluyorlar!. 

/////////////////////////////
Bir Kaç Hatıra
1979  İran'devrimi sırasında Hakkari Yüksekova'dayız.
Yerelde neler olduğuna en yakıda ŞAHİTlik ettik..

HUMEYNİ AYNALARI

1- Bir anda kaçakçı piyasası Humeyni figürlü mallarla doldu.
Özellikle ucuz yuvarlak  cep aynaları..
Bir yüzü ayna, bir yüzünde Humeyni , fotoğrafları..
İslamda, kişiye, kişiyi  "tanrılaştıran"  resme iyi bakılmıyordu da, bu neyin nesi idi..
Adete, propagandalar her yere ve özellikle zihinlere  HUMEYNİ  kazınıyor, sunuyordu.
İzine gelirken  boş gelinmiyor.
Hatıra olsun diye o Humeyni posterli küçük  cep aynasından almış, köye gelmiştim.
Köye, babamın asker arkadaşı Yozgat kale köyünden Ahmet ağa gelmiş..Aynayı ona hediye etmiştim..
Küçük deri kaplı standart radyolar vardı. Ondan da getirip rahmetli saniye bibinin oğlu said ağbiye hediye etmiştim.
ÇOBAN, GÜMRÜK MÜDÜRÜ
...........................
2- Şahın  kaçışı , Humeyni'nin gelişiyle  iRan'da otorite kalmadı
Türkiye - İran sınır kapısı Esendere'de İranlı yetkili yok.
Tırlar, kamyonlar sınırın öbür tarafında kuyrukta , insanlar  perişan.. Türkiye'ye giremiyor.
Çünkü Türkiye, İran mührü vurulmuş belge istiyor.
Karşıda da bir tane Gümrük- kapı görevlisi yok.
Hepsi kaçmış, yada endişeyle gitmiş.
Mühürüde bölgede çobanlık yapan biri eline geçirmiş..
O bulunuyor, yada canı isterse geliyor "bedeli karşılığı "mührü basıyor..
Bizim garibanlar da Türkiye'ye ayak basıyor.
Çoban yoksa MÜHÜR yok, Türkiye ye giriş YOK..
......................
İRAN ASKERİ BİRLİĞİ TÜRKİYE'YE SIĞINDI

3- Şah kaçınca, Humeyni gelişyle bölgede bulunan İRAN koruma birliği Türkiye ye sığındı.
Birde baktık ki çok lüks ve yeni  askeri kamyonlar, araçlar pırıl pırıl tankları, bütün komutan ve personeli ile  ile İran askeri birliği geliyor..
Gelip, bize teslim oldular..
Bir hafta Komando birliği yakınında misafir oldular.
Sonra yapılan görüşmeler sonucu Türkie o birliği Van üzerinden Doğubeyazıd'a taşıyarak İran'a teslim etti.
Meğer, Kürtler geliyor diye tek kurşun atmadan koca tabur, Türkiye'ye kaçarak sığınmış.
Aslında ne kürdün geldiği var ne de bişey..
Zaten halk orada.. Ne olduğun anlamaya çalışıyorlar..
.............
HUMEYNİ BİZE ÇOK İNANIP,GÜVENİR 
4- Şahın gitmesiyle oluşan otorite boşluğunu  bölgede DİRİ aşiret reisi Cihangir ağa doldurdu.
O da Humeyni yanlısı..
Söylenen o ki Humeyni (yönetimi ya da taraftarları ) bölgeyi Çihangir ağaya vermiş.
Tek otorite o..
Cihangir ağanın oğullarından biri çok genç, hemen her gün Türkiye de ..(imdi ismini hatırlayamıyorum)
O da bende  şehrin tek oteli FERAH otelinde kalıyoruz. c. Savcısı da aynı otelde kalıyor..
Öner 

diye bir delikanlı da oteli işletip hizmetimizde bulunuyor.
Cihangir ağanın oğlu ile çok sohbetlerimiz oldu..
Bir seferinde dedim ki; 
Humeyni içmiyor..İçkiye karşı.. Sen ve sizin gibiler içiyor.. Humeyni, duysa  size ne yapar..?
Aşiret olarak sıkıntıya girmez misiniz?
Delikanlı dedi ki ;
"Humeyni bize öyle inanmış ki.. Siz deseniz ki bunlar size karşı..Sizin düşüncenize karşı..  O inanmayacak ve diyecek ki hayır onlar öyle değil.."
HİÇ BİR ASKER, İHANET ETMEDİ

5- Humeyni'nin gelişiyle halka karşı silahda kullanan ŞAH ORDUSU perişan oldu.
Kimi  yurtdışına  kaçtı.Kimi ordudan uzaklaştırıldı.
Ordu, Humeyni taraftarı milislerin eline  kaldı..
Dolayısıyla general ve üst düzey asker açığı hat safhada.
O yüzden çeşitli  yollarla bizim tarafa, askerlere teklifler geldi

- hemen general rütbesi 
- Çok iyi maaş ve imkan
- Hazar kenarında (Şahın generallerine ait ) villa
-Araba vs verilecek
Bendahil hiç birimiz,  her rütbedeki hiç bir asker bu cazibeye  kapılmadı.Kimse gitmedi. Tenezül etmedi.. İhanet saydılar, kabul görmedi..
Türkiye'nin az imkanlarını İran ve Humeyni nin bol imkanlarına tercih ettiler..




Victor HUGO: MAHOMET - HZ.MUHAMMED

4 yıl önce
Mehtap Birgili
Henri Guillemin imzasını taşıyan "HUGO" adlı eserin önsözünde, Hugo'nun: "Ben bile kendimi tanıyamıyorum; kendi kendime yabancıyım, kim olduğumu ve adımın ne olduğunu, yalnızca Allah bilir" sözleri mevcuttur.
Hugo'nun, gerek iki oğlu gerek erkek torununun vaftiz edilmediği; Hristiyanlık adetlerine göre defnedilmediği, halde "MAHOMET" mersiyesini yazdığı ve evinde gizlice ibadet ettiği varsayımları üzerinden Hugo'nun müslümanlığı konuşulur hale gelmiştir.
Dilimize çevrilen "L'AN NEUF DE L'HEGIRE (HİCRİ DOKUZUNCU SENE) MAHOMET - HZ.MUHAMMED dizeleri şöyle:
Vazifesinin yakın olduğu içine doğmuştu
Metindi, kimseyi kınamıyor, incitmiyordu
Yolda gördüğü kimselerle selamlaşıyordu
Her gün sanki biraz daha yaşlanıyordu
Oysa sadece yirmi ak vardı siyah sakalında
Durup su içen develeri izliyordu arada sırada
Böylece, deve güttüğü zamanları hatırlıyordu.
Sanki Cenneti görmüş, İlahi Aşkı bulmuştu
Sanki kâinatın yaratılışına şahit olmuştu
Alnı dik, yanakları kusursuz, benzersizdi
Kaşları ince, bakışları anlamlı ve keskindi
Boynu, gümüş bir testinin boğazıydı sanki.
Tufanın sırlarını bilen Nuh'un havası vardı.
Ona danışmaya gelenlere, adil davranırdı
Kimi itiraf eder, kimi güler ve inkâr ederdi
Sessizce dinler, en son konuşurdu kendisi
Ağzından dua ve zikir hiç eksik olmazdı
Çok az yer, karnının üzerine taş koyardı.
Boş durmaz, koyunlarını sağıp oyalanırdı
Oturur yere, elbiselerini kendi yapardı
Artık genç değildi, eski gücü de kalmamıştı
Yine de, herkesten daha fazla oruç tutardı
Altmış üç yaşında, bir ateş sardı vücudunu
Kutsal Kitap Kur'an'ı bir kez daha okudu
Sonra, sancağı, Said'in oğluna teslim etti.
Onlara: "Artık aranızdan ayrılma vakti geldi
Allah birdir, hep onun yolunda savaş" dedi.
Mahzundu, bakışlarında, yurdundan zoraki
Sürülen yaşlı bir kartalın hüznü vardı sanki
Yine, her günkü vaktinde mescide geldi,
Ali'ye tabi olanlar da arkasından geliyordu
Ve, kutsal sancak rüzgarda dalgalanıyordu.
Benzi soluktu, döndü ve kalabalığa seslendi
"Ey insanlar, ömür bitiyor, hayat gelip geçici
Biz, karanlıkta birer zerreyiz, yüce olan O'dur
Ey insanlar, O'ndan başka rehberim yoktur
Onsuz bir değerim olmazdı."
Bir zat ona : "Ey müminlerin gerçek Sultanı!
Seni dinler dinlemez, herkes inandı sözüne
Sen doğduğunda, bir yıldız doğdu gökyüzüne
Kisra sarayının üç kulesi birden devrildi" dedi.
O da: "Melekler ölümümü müzakere etti;
Vakit tamam, dinleyin! Eğer herhangi birinize
Bir kötülük yaptıysam, çıksın herkesin önünde
Ben ölmeden, gelsin intikamını alsın şimdi;
Kime vurmuşsam, o da bana vursun" dedi.
Ve uzattı usulca asasını oradan geçenlere.
Yaşlı bir kadın, bir koyunu kırpıyordu eşikte
Ona: "Tanrı yardımcın olsun!" diye seslendi.
Bakışlarında bir hüzün vardı, oldukça bitkindi
Dalgındı; birden, şöyle dedi: "Herkes duysun!
Allah benim adımı andı! Bundan emin olun
Topraktan insan, nurdan bir peygamberim
İsa'nın getirdiği dini tamamlamaya geldim.
Ashabım, ben sabır taşıyım, İsa tatlı dilliydi.
Zira her şafak, doğacak güneşin müjdecisi
İsa benden önce, ama ne Tanrıdır ne de oğlu
O, gülü koklayan Bakire Meryem'den doğdu.
Unutmayın, ben de etten kemikten bir faniyim
Kuruyan bir balçıktan başka bir şey değilim;
Şu dünyada başıma gelmeyen şey kalmadı;
Çektiğim çilelere, yol olsa, dayanmazdı
Baskı ve işkenceden, şu bedenim çok çekti;
Ve eğer işlediğimiz her bir günahın bedeli
Korkunç bir haşere olsaydı, o karanlık mezarı
Bize dar eder, cehenneme çevirirdi orayı.
Tekrar tekrar bedenlenir cehennem ehli
Ve kurtlar yeniden kemirir tüm bedenlerini
Böylece, defalarca tükenir ve yeniden dirilir
Cezalarını çekince de, yeniden huzura erişir.
Ben, kutsal savaşların mütevazı meydanıyım
Bazen bir efendi bazen de bir köle gibiyim
Kelamım, tıpkı çöldeki kum ve kuyular gibidir
Bir sözüm korkutuyorsa, bir diğeri müjdecidir;
Ey inananlar! Çektiklerimi görüyorsunuz işte!
Karşıma alıp, insanı aldatıp yeniden delalete
Sürüklemek isteyen o dehşet saçan iblisleri
Engellemeye çalıştım, bağladım o pis ellerini
Çoğu zaman, Yakup gibi, karanlıklar içinde
Çarpıştım durdum, görmediğim kimselerle;
Fakat insanlar beni özellikle öldürmek istedi
Bana karşı sürekli kin ve kıskançlık besledi
Ben ise, asla, Hak davamdan vazgeçmedim
Onlarla savaştım, ama kimseden incinmedim
Savaş boyunca: "Bırakın yapsınlar!" diyordum
Kanlar içinde tek yaralı ben olayım istiyordum
Varsın hepsi vursun bana, zaten durmazlar ki
Zira sağ ellerine Ayı, sol ellerine Güneşi
Versem de, düşmanlarım vazgeçmezdi asla
Yine de saldırırlardı bana şu çileli yolculukta
Fakat ne olursa olsun geri adım atmadım
Zira bu kutsal dava uğruna tam kırk yıl savaştım
İşte, böyle geçen bir ömrü nihayet tamamladım
Şimdi Allah'a gidiyorum, dünyayı geride bıraktım.
Greklerin Hermès'i, Yahudilerin de Lévi' yi
Desteklediği gibi siz de hiç bırakmadınız beni
Çektiğiniz bu sıkıntılar, mutlaka son bulacak
Bu soğuk, ıssız geceye elbet Güneş doğacak
Müminler, asla ümidinizi kesmeyin O'ndan
Zira Kronnega dağlarını aslan yuvası yapan,
Denizleri incilerle, karanlıkları da yıldızlarla
Donatan Allah, elbet sizleri de koymaz darda.
Sonra: "O'na inanıp teslim olun " diye ekledi
İnanmayan, ancak, inkâr da etmeyenlerin yeri
Cennet ile cehennemi ayıran duvarın üzeri
Kararmıştır kalpleri, günah işlemek tek işleri;
Hiç kimse tamamen günahsız değildir belki
Ama çabalayın ki, Allah cezalandırmasın sizi
Namaz kılın, bütün azalarınız değsin yere
Zira o dayanılmaz cehennem ateşi, sadece
O'nun için yere kapanmayan bedenleri yakar
O, kapkaranlık dünyayı, masmavi gökle açar;
Misafiri sevin, dürüst olun, adaletle hükmedin
Yüce katında türlü türlü nimetler var sizin için
Yedi göğü geçmek için altın eğerli atlar,
Ve yıldırımları geride bırakan hızlı arabalar
Huriler, tertemiz, hep ter ü taze ve neşeli
İncilerden yapılmış köşklerde oturur her biri
Cehennem ateş ehlini bekler, vay hallerine!
Ateşten ayakkabıları olacak ve giydiklerinde,
Sıcaklıkları kazan gibi beyinlerini kaynatacak
Cennet ehli ise, pek neşeli ve gururlu olacak."
Biraz durdu, hep ümitli olmalarını öğütledi
Sonra, ağır adımlarla yürümeye devam etti
Ardından : "Ey insanlar! Size sesleniyorum
Vakit saat doldu, ebedi bir âleme gidiyorum
Belki bu sizinle son görüşmemiz, acele edin
Beni tanıyan herkes gelip son kez dinlesin
Bir hatam olduysa, yüzüme söylesin" dedi.
Kalabalık sessizce sağa sola açılıp yol verdi
Gitti ve Ebufleya Kuyusunda sakalını yıkadı
Biri ondan üç drahmi istedi, çıkardı verdi
"Şimdi, mezara bırakmaktan daha iyi" dedi.
Herkesin, bir güvercininki gibi ışıl ışıldı gözleri
Bakıp, kendilerini hep kollayan o yüce insana,
Ağlıyordu halk; evine kadar eşlik ettiler ona
Birçoğu gözünü bile kırpmadan orada bekledi
Bütün geceyi dışarıda taşların üzerinde geçirdi
Ve ertesi sabah, günün ağardığını fark edince
"Ben artık kalkamıyorum, dedi, Ebubekir'e
Kitap'ı alıp yanına, sen kıldıracaksın namazı."
Eşi Aişe de o sırada cemaatin arkasındaydı
Ebubekir okuyor, Muhammed ise dinliyordu
Nihayet, okuduğu ayetleri usulca bitiriyordu
O, dua ve zikrini yaparken herkes ağlıyordu
Ve, Ölüm Meleği çıka geldi akşama doğru
"İçeri girebilir miyim" diye müsaade istedi
"Gelsin" dedi. Dünyaya açtığı o ilk günkü gibi
Yine ışıl ışıl parlıyor ve gülümsüyordu gözleri,
Ve, Melek ona : "Allah seni bekliyor" dedi
Memnuniyetle, dedi. Şakakları şöyle bir titredi
Bir an aralandı dudakları ve ruhunu teslim etti.

iki yüz, iki yüzlük; Doğru ise; HASİYETSİZLİK... Sarai ve bengaldeşli mazlum

6 yıl önce
Doğru ise;
HASİYETSİZLİK...
Cumhuriyet Çocukları

Ee olmadı…
İçeride tek sütuna ancak…
*
Savcı da kızdı zaten…
“Ne işi varmış?” dedi…
*
Sarai belki denize düşmüştür diye dalgıçlar her yere daldılar, o arada bir kadın cesedi buldular denizin dibinde…
Ceset çıkarıldı…
Ajanslar flaş geçmeye, kamera çekmeye, muhabir koşmaya başlayacaktı ki…
Baktılar:
Bu esmer…
*
(İyi ki denize geri atmadılar…)
.
Aynı günlerde İstanbul’da üç kadın öldürüldü…
Evlerine girerek kimisini bıçakladılar, kimisini boğdular… Kadınların üçü de kimsesizdi ve belli ki varlıklarına el koymak için öldürülmüşlerdi…
Ve yaşlıydı üçü de…
Yaştan kaybettiler, belki duymadınız bile…
Bir şey daha söyleyeyim hadi:
Üçü de Ermeni…
İyi mi?..
*
Diyelim ki daha önce öldürülen barış elçisi Pippa Bacca iyi isimdi…
Sarai Sierra keza…
Bir odaya kilitlenip yakılan mülteciler cinayetinde koşup isimlerine baktılar:
“Abdul Hamhuma” mı ne?..
Afrikalılar…
Geri döndü ekip, benzin parasına yazık…
2922 kayıp varmış memlekette, 110’u yabancı ama elle tutulur Amerikalısı, İngilizi yok…
Haliyle aranmıyorlar…
*
Tam sayfa, manşet, çeşitli ebatta 2 bin haber yapıldı Sarai ile ilgili… 3 bin kadar da televizyon haberi…
Türkiye’den yapılacak haber kalmayınca, Amerika’ya dört kişilik ekip gönderdiler gazeteden… Aradılar aradılar, Amerikalı Sarai’nin amcasını mı, dayısını mı ne buldular…
Hiç görmemiş yeğenini…
“Onun yerine büyük teyzemizi anlatsam olur mu?” dedi…
Anlattı…
*
Sarai’ye tabii ki üzüldük…
Ama birisi var ki bu ülkede her gün ölür…
74 milyon katılır cenazesine…
Siyasetçiler, polisler, uzmanlar, yöneticiler, gazeteciler, televizyoncular, erkekler, kadınlar, zenginler, fakirler, irili ufaklı bir millet cenazenin arkasında…
Sorarlar:
“Kim bu ölen?..”
Yanıt verir birisi:
“İnsanlık…”
Yorumlar
Zekeriya Çavuş Desene ki FABOOOOOK bir bok'a daha karıştı. O esmerleri neden arasınlar ki insanların karınları uğuldayınca nereye giderler. eh işte ANUStan atılınca zaten işe yaramayan bir şey. Ama isme bakalım SARA memleket olası SARA' ya kapılmış olmasın....

#KIZILBEY Türbesi ve #ÇİRMEN SOKAĞI ... KARACABEY

  Necati Çavdar ,  Angara sokakları  albümüne fotoğraflar ekledi S s e n d p r o t o h k 1 t h 0 i a l 0 8 i f A 0   c g 0 6 2 a 5   2 3 4 2...