19 Mart, 2020

Sanjak ve Bosna ' dan Boşnaklar Çanakkale savaşına hazırlanıyor! Novi Pazar / Sanjak

Her ne kadar görünüşte İngiliz- Fransız ve Alaman savaşı konumunda olsa da aslında Çanakkale, Filistin ve diğer Osmanlı coğrafyasında cereyan eden savaşın Hilal - Haç kavgasına dönüştüğü bir gerçek..
Bu gerçeklerden birsi;
Kuddus, elimizden İngilizler lehine çıkınca ortağımız Alaman'ya da "Bayram" sevinciyle karşılanması.
Diğer bir gerçek de Çanakkale de her milletten İslam'ın bu mücadele de fiilen ve kavlen mücadele edildiği..
Kavli mücadele de Hindistan'n ortaya koyduğu destek...
Fiil mücadele örneklerine de işte ..
Çoktan gavur insafına terk etmek zorunda kalarak çekildiğimiz; Bosna' dan (Yeni Pazar / sancak) Çanakkale Savaşı için hazırlanan Boşnaklar sancağı
Ottoman Archaeology
Bosniaks from Sanjak and Bosnia are preparing for Çanakkale war! Novi Pazar / Sanjak
Sanjak ve Bosna ' dan Boşnaklar Çanakkale savaşına hazırlanıyor! Novi Pazar / Sanjak

Yüksek Rütbeli Osmanlı subayları AKSA camiini ziyaret ediyor. Kudüs.


Yüksek Rütbeli Osmanlı subayları AKSA camiini ziyaret ediyor.
Kudüs.
Ottoman Archaeology
Ottoman officers of high rank visiting Al - Aqsa Mosque and Qubbat As-Sakhrah, Jerusalem, Al - Kuds / Palestine
El Aksa Camii ve Kubat as-Sahrah, Kudüs, Kudüs, Kudüs - Kuds / Filistin

"Zülfikar"lı Bosnalı Osmanlı ordusu - Saraybosna Bayrağı, 19 yüzyıl,

"Zülfikar"lı
Bosnalı Osmanlı ordusu - Saraybosna Bayrağı,
19 yüzyıl,
Ottoman Archaeologyn
Bosnian ottoman army - Sarajevo flag, 19th century, National Museum of Montenegro - Cetinje / Montenegro
Bosna Osmanlı ordusu - saraybosna bayrağı, 19 yüzyıl, Karadağ Ulusal Müzesi - çetinje / Karadağ

Teselya 1821 / Yunanistan.

Teselya 1821
/ Yunanistan.
Ottoman Archaeology
"The Hyperian Fountain at Pherae" 1821 by Edward Dodwell - Feres, Φερές, Φεραί - Magnesia,Thessaly / Greece.

Edward Dodwell tarafından "Pherae ' deki Hyperian Çeşmesi" 1821 - Feres, phés, phéraí - Magnesia, Tessaly / Yunanistan.

18 Mart, 2020

İslam medeniyeti neydi, neden çöktü, şimdi ne durumda......(NİŞANYAN )

NİŞANYAN DÖKTÜRMÜŞ....
[Mümkünse vakit ayıralım diyorum bu okuma parçasına].
(TUESDAY, MARCH 17, 2020)
İslam medeniyeti neydi, neden çöktü, şimdi ne durumda
“Altın Çağ” denilen 9. ila 15. yy’da İslam uygarlığının ilginç özelliklerinden biri, askeri ve siyasi olaylarla sosyal/kültürel hayat arasında hemen hiçbir gözlemlenebilir bağ olmaması.
Bu çağın İslam kültürü son derece şehirli ve kozmopolittir. İlk başlarda “şehir” deyince aklımıza sadece Bağdat geliyor. 11. yy’a doğru Konya’dan Delhi’ye, Kurtuba’dan Hive’ye kadar yüzlerce şehir Bağdat’ın rolünü devralır. Hepsinde aynı dil(ler) konuşulur, aynı kitaplar okunur, aynı mimari modalar bir iki sene gecikmeyle benimsenir. Her şehirde, dünyada eşi olmayan sanat eserleri yaratma iddiası güden sanatkarlar bulunur. İnsanlar alim, talebe, tüccar ve derviş kılığında durmadan şehirden şehire seyahat eder. Sosyal hareketlilik başdöndürücüdür: bir kişi bugün köle, yarın vezir, sonraki gün derviş olabilir. Edebiyatta sözü edilen kadınların hemen hepsi entrikacı, şehvet ve iktidar düşkünüdür: “başörtülü bacı” modeli henüz keşfedilmemiştir. Köylüler ve göçebeler hemen hemen görünmezdir: kimse onlardan söz etmez.
Siyasi olaylar sonucu şehirler el değiştirebilir, yıkılabilir, halkı kılıçtan geçirilebilir. Ancak bu olaylar, geniş çapta hiçbir sonuç doğurmaz. Diğer kentlerde şehir yaşamı aynen sürer. Fikir dünyası, hukuk, ticaret, eğitim sistemi, edebi üretim üzerinde siyasi olayların etkisi çok nadiren görülür.
Moğolların 1258’de Bağdat’ı yıkması bu kentin kültürel bir merkez olarak sonunu getirmiştir. Ancak genel olarak İslami dünyanın ekonomik canlılığı veya kültürel üretkenliği üzerinde kayda değer bir etkisi olduğunu sanmıyorum. 15. yy ortalarına dek Kahire’de, Hindistan’da, İsfahan ve Şiraz’da, Semerkant’ta, Herat’ta, hatta Edirne ve Bursa’da kültürel gerileme belirtisi görülmez. Dönüm noktası bence 1450 ile 1500 arasındaki bir tarihte aranmalıdır.
*
İspanya’dan Hindistan’a uzanan coğrafyada çağın ortak dili Arapçadır. 10. yy sonlarına dek yazılı üretimin tamamı Arapçadır. Bu tarihten itibaren Yeni Farsça, edebiyat ve ticaret alanında gitgide önemi artan bir ikinci lingua franca niteliğini kazanır. 1300-1310 yıllarından itibaren Türkçe, diğer ikisine oranla marjinal de olsa, üçüncü bir kültür dili olarak ortaya çıkar. Ancak hukuk, matematik, tıp gibi gibi alanlarda Arapça tek ortak dil olarak kalır.
Kültür üreticileri arasında Fars, Türk, Hint, Berberi, hatta Yahudi ve Süryani kökenli olanlar sayıca çoktur. Fakat tümünün ortak yazı dili Arapçadır. Temel ve yüksek eğitim, ilgili ülkelerin tümünda Arapça (ve biraz Farsça) olarak verilir. Edebi biçimler, bilimsel standartlar, temel başvuru eserleri Arapça üretilmiştir. Bu nedenle 800-1400 döneminin İslam medeniyetine kısaca ‘Arap Medeniyeti’ adını vermek doğru olur.
‘İslam Medeniyeti’ midir? Bundan şüphe duymak için de ben bir sebep göremiyorum. İslam dininin ana referansları başka bir çağın ve başka bir ahlakın ürünü olabilir. Ancak belli ki bu farklı referans, Arabistan’ın ilkel kabile kültürüne hiç benzemeyen sofistike bir şehir medeniyetinin oluşmasına engel olmamıştır. İnsan aklının sonsuz adaptasyon yeteneği diyelim: okuryazarlıktan habersiz, yağmacı bir mezheple liderinin menkıbesi, dünya tarihinin en gelişkin kent medeniyetlerinden birinin simgeler dünyasına pekala uydurulabilmiştir.
Engel olamasa bile ayak bağı olmuş mudur? Onu tartışırız. Belki Kuran değil, fakat Kuran’a ve hadise istinaden Abbasiler çağının başında oluşturulan muazzam hukuk aparatı bir yerden sonra kendi kendini tıkamış, yenilenme kapasitesini yitirmiş olabilir. Belki Kuran’ı tartışılmaz “tanrı kelamı” sayan anlayış entelektüel gelişmenin önüne aşılmaz sınırlar koymuş olabilir. Bunlar mümkündür. Hukukta içtihat kapısı kapanmasa ve tanrı kelamının mecazi yorumları daha geniş kabul görse İslam uygarlığı daha esnek bir gelişme imkanı bulur muydu? Bundan sonra bulabilir mi? Sormaya değer sorular bence bunlardır.
Yoksa aradan geçen 1400 yılı yok sayıp İslam medeniyetini “peygamberin sidiği içilir miydi” sorunsalına, ya da tipik bir modern çağ ürünü olan “başörtülü bacı” modeline indirgemekle bir yere varılamayacağı açık.
*
Neden yıkıldı? Yıkılması mukadder miydi?
İslam medeniyetinin 1450-1500’den sonra yıkılması, en azından Roma medeniyetinin yıkılması kadar muamma bir konudur. Bin kişi bu konuda fikir beyan etmişse, bini ayrı şeyler söylemiştir. Bizim de söyleyeceklerimiz, karanlıkta el yordamıyla yürümekten çok ileri gitmez.
O tarihte neler oldu da böyle oldu diye sormak belki ipucu verebilir. İlk hadise belki Avrupalıların Amerika’yı, ve belki daha önemlisi, Hindistan’a deniz yolunu keşfetmesidir. Ticaret yolları kurumuştur. Medeniyetin temel koşulu olan ekonomik altyapı sarsılmıştır. Kadim İslam şehirleri küçülmüş ve solmuştur.
İkinci yenilik Osmanlı’nın (ve daha sınırlı bir düzeyde Mısır Memluklarının) egemenliğidir. Osmanlı devletinin yapısı önceki İslam devletlerine benzemez. Beş yüz yılı aşan bir süre devam eden askeri anarşiye son verir. Bununla birlikte merkezi askeri yapı toplumun her hücresine nüfuz eder. Tarım devlet kontrolüne alınır; köylü köleleştirilir. Başkent dışındaki kentler marjinalleşir. Osmanlı devletinin İstanbul ve biraz Edirne dışında hiçbir kentinde 1520’lerden sonra kayda değer bir mimari faaliyet görülmez. Medrese eğitimi – İslam tarihinde ilk kez – devlet denetimine alınır. Askeri ve siyasi yapıyla kent kültürü arasında İslam medeniyetinin alameti farikası olan kopukluk giderilir. Bir bakıma, kadim Bizans devletini yıkan hatalar tekrarlanır.
Bu yol görünürde mantıklı bir yoldur. Ekonominin hızla daraldığı bir çağda merkezi yönetimin avantajlı olacağı düşünülür. Avrupa’nın – bilhassa İtalya’nın – içinde bulunduğu siyasi anarşi sakıncalı görülür. Milli birlik ve beraberliğe her zamankinden fazla ihtiyaç vardır. Gayri-merkezi Avrupa modelinin uzun vadede daha iyi sonuç vereceği anlaşılmaz. Lakin o tarihte Avrupa’da bunu anlayabilen kaç kişi vardır?
*
İslam dünyasının son yıllarda hızlı bir büyüme dönemine girdiğini düşünüyorum. İslam ülkelerinin bugün içinde bulunduğu kaotik durum bizi bu gerçeğe köreltmemeli. Nüfus hızla artıyor. İslamın egemenlik alanı Afrika’da ve güney Asya’da hızla büyüyor. Avrupa’da 16. yüzyılda duran ve 19. yüzyılda gerileyen fetih dalgası yeniden canlanmış görünüyor. Batı medeniyeti özgüvenini ve savunma güdüsünü kaybetmiştir. Çin ve Hindistan belki Asya’da İslami atılımı bloke edebilirler; fakat Afrika’da bunu önleyecek bir güç görünmüyor.
Bu manzarada, İslamın pek yakında çökeceğine, çağının geçtiğine vb. ilişkin öngörüleri ciddiye almakta ben zorlanıyorum. İslam dünyasının yakın gelecekte çökeceğine dair bir belirti yok. Tersine, Batının çöküşüne ilişkin beklentiler şimdilik daha gerçekçi olabilir.
Eğer medeniyetin geleceğini hala önemsiyorsak, “bitti, öldü, zaten hepsi geri zekalı” gibi yaklaşımlar yerine, ne kurtarılabilir ve nasıl kurtarılabilir diye sormak daha akılcı olmaz mı?
at March 17, 2020
Share
5 comments:
DerdoMarch 17, 2020 at 6:41 PM
Umdetül İslam, Hüccetül İslam denen imam Gazali'nin fikriyatının zihniyetinin benimsenmesiyle İslam coğrafyası gerileyemeye başladı" deniyor. Halbuki Gazali ortaya çıktığında esasen İslam dünyası stagnasyona girmeye başlamıştı. Avrupa'dan gelen Haçlı orduları Ortadoğu'yu kasıp kavurmuş, Kudüs'ü ele geçirmişler, Kızıldeniz'e değin ilerlemişlerdi. Zaten akabinde Ortadoğu komple inhitata girdi.
Onndan sonra zaten hepten kaht-ı rical var. 13. yydan sonra Müslümanlardan çıkan (İbn Haldun, El Masri gibi belki bir iki istisna hariç) elle tutulur polimat denebilecek kimse hiç yok, sıfır!

İngiliz' in 'Seydibeşir Kuveysna Osmani Useray-I Harbiye Kampı' - MIsır

Çanakkale Şehitleri
MUTLAKA SONUNA KADAR OKUYUN
Birinci Dünya Savaşı'nda
İngilizlere,
150 bin askerimiz esir düştü.
Bu askerlerden bir kısmı da Mısır'ın
İskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Usare Kampı'na
... Hapsedildi.
********
Kampın tam adı,
'Seydibeşir Kuveysna Osmani Useray-I Harbiye Kampı' idi.
Bu kampta,
1918'de
Filistin Cephesinde esir düşen 16. Tümen'in 48. Alayı'na bağlı
Osmanlı Askerleri
Tutuluyordu.
********
12 Haziran 1920'ye kadar
Iki yıl boyunca
Her türlü işkence, eziyet, ağır hakaretler ve aşağılamaya maruz kaldılar.
********
İnsanlık dışı muamelenin nedeni ise Ermeniler idi…
********
Kamptaki, Türkçe bilen Ermeni tercümanların
Yalan yanlış çevirileri ve
kışkırtmaları nedeniyle,
kampların İngiliz komutanları,
azılı Türk Düşmanı haline
gelmişlerdi.
********
Savaş bitmişti.
Ancak,
Kamptaki ağır koşullar nedeniyle
ölenler dışındaki askerleri
Teslim etmek,
İngilizlerin işine
Gelmiyordu.
Çünkü,
olası yeni bir savaşta,
Bu askerlerin
Yeniden karşılarına çıkabilecekleri, Ermeniler tarafından,
İngilizlerin beyinlerine işlenmişti.
********
Çözüm
Toplu katliamdı…
Askerlerimiz,
Mikrop kırma bahanesiyle,
süngü zoruyla
Dezenfekte havuzlarına sokuldu.
Ancak;
Suya normalin çok üzerinde
'krizol' maddesi
katılmıştı..
Mehmetçik,
Suya daha ayağını soktuğunda,
aşırı krizol maddesi nedeniyle haşlanıyordu.
Ancak,
İngiliz Askerleri,
dipçik darbeleri ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarına izin vermiyorlardı.
Mehmetçikler,
Bellerine kadar gelen suya başlarını sokmak istemediler.
Ancak,
Bu kez İngilizler havaya
(başlarının üzerine)
ateş etmeye başladı.
Askerlerimiz,
ölmemek için,
çömelerek başlarını suya soktular.
Ancak,
başını Sudan kaldıran artık göremiyordu.
Çünkü gözleri yanmıştı…
********
Dışarı çıkanların halini gören
sıradaki askerlerimizin direnişleri de fayda etmedi
Ve 15 000 (15 bin) askerimiz
kör oldu.
Bu vahşet,
25 Mayıs 1921 tarihinde
TBMM.' de görüşüldü.
Milletvekilleri Faik ve Şeref Beyler
Bir önerge vererek,
Mısır'da esirlerin
Krizol banyosuna sokularak,
15 bin vatan evladının gözlerinin kör edildiğini,
Bunun faili olan
İngiliz doktor,
Garnizon Komutanı ve
Askerlerin
cezalandırılması için,
TBMM' nin teşebbüse geçmesini istediler.
********
Ancak,
Yeni kurulan devletin bin türlü derdi vardı.
Ağır sorunlarla uğraşan TBMM' de
Bu hesap sorma işi
Unutuldu gitti.
Ama onlar
Unutmuyorlar…

Kendi ihanetlerini bile
soykırım ambalajına sarıp,
dünya kamuoyuna
Sunuyorlar.
********

#KIZILBEY Türbesi ve #ÇİRMEN SOKAĞI ... KARACABEY

  Necati Çavdar ,  Angara sokakları  albümüne fotoğraflar ekledi S s e n d p r o t o h k 1 t h 0 i a l 0 8 i f A 0   c g 0 6 2 a 5   2 3 4 2...