29 Mart, 2020

"Burası Huş’tur,Yolu yokuştur" Yanan diyar bizim eller Sönen ocaklar bizim Yok olan canlar bizim canlar

"Burası Huş’tur,Yolu yokuştur"
Yemen..
100 yıl önce bizden koparılmak istenirken yangın yerine çevrilmişti.
Şimdi yine İngiliz - ABD tezgahında yanıyor..
Hem de kabile kabile, mezhep mezhep ayrıştırılarılıp kardeş kardeşe kırdırılarak..
100 yıl önceki sahne aynı sahne oyuncu aynı oyuncu..
Figuranlar...
... Yanan diyar bizim eller
Sönen ocaklar bizim
Yok olan canlar bizim canlar
T.C. Serdar Koçak
"Burası Huş’tur,Yolu yokuştur" denen yer; Yemen’in başkenti Sana ile Taiz şehri arasında kalan bir TÜRK Kalesidir. Burası Osmanlının son savunma noktalarından ...
Devamını Gör
Yorumlar
  • TC Mahmut Selim Gürsel VE BURAYI DA BİZLERE yok ettirecekler! Yazıklar olsun
  • Mehmet Gevher Sana varıncaya kadar akşam olur be kardeş.ABD yeter artar bile.Merak etme. Osmanlıya yaptıklarını çekiyorlar bunların hepsi. Yazık çok yazık.
  • Necati Çavdar Mehmet bey, Osmanlı ya ne yapmışlar.. 1924 Lozan hezimetine kadar Osmanlıya bağlı kalmak mı ihanet?..İngilizin propagandasına kanarak kanant yürütmemek ve gerçekleri görmek gerek.. Yemen deki Yedinci Osmanlı Kolordusu’nun çekilmesini Yemen’in kalbi sayılan Şerare Meydanı’nda toplanan halk gözyaşları içinde “Allah Osmanlıya yardım etsin” duaları ile uğurlaması ve uzun yıllar gittikleri caddeden geri dönecekleri günü beklemelerimi İHANET..Lütfen.. Ymenede baş olma derdine giren İmma yahya bile İngilize teslim olmayıp, Osmanlı hakimiyetinde yerel bey olmak için son ana kadar diren mesi mi İHANET.. ? Daha ilerisi Kudus'ten(Filistin) Koca bir ülke olan bu gün çoğunluğuna gavurun Suriye diyerek böldüğü Beyrut, Hatay, Şam , Halep gibi şehirlerimizi / sancak ve vialayetleri o meşhur" kurtarıcı" denen Kamal ağanın bir mermi atmadan vede İstanbul hükümetini düşürmeye zorlama adına - ki Adanadan padişaha hükümet teşkili için ültümatom vermiştir..- tüm orduyu Antepe çekip başsız bırakmak suretiyle İngilize peşkeş çekmesi karşısında çaresiz kalan halk mı İHANET etti..? Şamda, Kudusde Beyrut da..Halep de hangi isyanlar olduda Osmanlı yönetimi BAYRAK indirip, İngilize bıraktı?..Buralar Sevr'e rağmen..Hatta Meclis-i Mebusna kararı olan Misak-ı Milliye rağmen Lozan İhanetine kadar hukuken Oasmanlı kalmaya devam etmiştir..Bu böyle biline..Ve ingiliz piyonlarının oyunlarına gelinmeye..
    1
  • TC Mahmut Selim Gürsel Necati bu konuda taraf tutuyorsun! Kemal dediğin senin şu an yaşadığın yere kadar gelen düşmanı kovan ATATÜRK'TÜR ki senin savunduğun OSMANLI dedg-ğin alçaklar ÜLKEYİ bu gün gibi satan ve İNGİLİZ gemisi ile ülkeden kaçanlardır. Senin deden acaba KURTULUŞ SAVAŞI MADALYASI sahibi midir? yoksa
    1
  • Necati Çavdar Mahmut ağbi yalanlara inanıyorsun.. Zira Alaman zırlılaraına binip kaçanlar KAHRAMAN da İngiliz gemisine mecbur edilenler niçin Hain? sadece bunun farkına varmanız meseleyi çözer?.. Olay Hilafet meselesidir. Ve Son Türk Hakanı vede Halifesi olan kişi İngilize teslim edilmeseydi Hukuken Hilafetin kaldırılması mümkün değildi.. Kurtarıcınız (!) kamal ağa emin olun ki o İngiliz planının oyuncusuydu..İngiliz işgalle başaramadıklarını Kamal ağanın dikta yönetimi ile başarabilmiştir..Açıp Lord Kurzonu okuyun.. Ya da koca bir suriye - ki Irak ve Filistin hazinesi de dahil- hazinesi kimin eline nasıl geçirilmiş* Yazar nezihe arzın babası vede Kamal ağanın mutemedi Rifat bey'in anaılarından okuyun..Hadiseyi anlayacaksınız..? veya Sivas da amerikan senato heyetiyle başlarında general vardır..Neyi müzakere etti, ne teklif etti..Amerika neyi fazla buldu..Araştırın..Siz aklı başında zeki vede hakkaniyetli insansınız..
    1
  • Necati Çavdar Evet Rahmetli dedem, Balkan , Çanakkale ve de İstiklal harbi gazisi olup 13 yıllık bir savaşdan onra dönebilen Hakiki GAZİdir..
  • TC Mahmut Selim Gürsel Biliyorum da ATATÜRK'E neden KEMAL diye yazıyorsun!
  • TC Mahmut Selim Gürsel Halifelik nedir? Türklere nereden gelmiştir. PADİŞAHLAR ARAP MIDIR?
  • TC Mahmut Selim Gürsel Şİmdi ben YALANA İNANIYORUM DA sen uydurmalara inanıyor ve ARAPÇILIK mı oynamaya kalkıyoruz?
    1
  • Necati Çavdar ee vatandaşın adı öyle..Remen kendi isteği ve iradesiyle anasının verdiği "Mustafa" ve hocasının taktığı "Kemal" isimlerini atarak "KAMAL"laştı da ondan..Yoksa bundan damı haberimzi yoktu? her hal koca bir diktatöre iftira etmiyoruz ya?
    1
  • TC Mahmut Selim Gürsel İki mustafa bir sınıfta olmaz diyince KEMAL ADI Veren hocası değil mi kendin yazıyorsun! HER NE İSE SEN ATANI BİLMEZ İSEN başkasınıda bilmen biraz zor!
  • Necati Çavdar Arapçılık başka..Milleti bölme adına uydurulan yalanlar başka.. Onu - yani ırçılığı "; Benim, Osmanlı Askeri Memuru olan Mustafa Kemal beyin ve de tüm alemlerin Efendisi çoktan "ayaklar altına aldı"..
  • Atatürk'ün ismi Kamal Atatürk evet şaşırmayın
    MİLLİCUMHURİYET.COM
    Atatürk'ün ismi Kamal Atatürk evet şaşırmayın
    Atatürk'ün ismi Kamal Atatürk evet şaşırmayın
    1
  • Necati Çavdar İngilize vali olmak ister...M.KEMAL İNGİLİZ VALİSİ OLMAK İSTEDİ (Türk Tarih Kurumu'nun çevirtip bastığı bir kitaptan alındı bu çarpıcı sözler.)

    14 Kasım 1918 günü, bir gün önce İstanbul’a gelip Pera Palas’ta ikamete başlamış olan Mustafa Kemal Paşa, İ
    ngilizlerin Daily Mail Gazetesi’nin muhabiri G. Ward Price’ı aracı yaparak General Harrington’la görüşmek ister. Price, Pera Palas’ta yaptığı görüşmeyi hatıralarında şöyle aktarıyor:
    “Mustafa Kemal, yapmak istediği bir teklif için Britanya resmi makamlarıyla nasıl temas edeceğini” bildirmemi rica etti.
    “Bu harpte yanlış cephede savaştık, dedi, eski dostumuz Britanyalılarla asla kavga etmek istemezdik… Biliyoruz, partiyi kaybettik… Anadolu’nun Müttefik Devletler tarafından işgal edileceğini tamamen biliyordum… Bu topraklar üzerindeki bir Britanya idaresinden o kadar hoşnutsuzluk gösterilmemesi gerektir.”

    Eğer İngilizler Anadolu için sorumluluk kabul edecek olurlarsa Britanya idaresinde bulunan tecrübeli Türk valileri ile işbirliği halinde çalışmak ihtiyacını duyacaklardır. Böyle bir selahiyet dâhilinde hizmetlerimi arzedebileceğim münasip bir yerin mevcut olup olmayacağını bilmek isterim. M.Kemal.

    KAYNAK:

    Price'ın Extra-Special Correspondent (Çok Özel Yazışmalar) adlı kitabından (1957, sayfa 104) aktaran Gotthard Jaeschke, Kurtuluş
    Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri, Çeviren: Cemal Köprülü, Ankara 1991, Türk Tarih Kurumu Yayınları, sayfa 98.

27 Mart, 2020

VİRÜS; İMKAN SAĞLAR MI?..şte Virüs mahkûmiyetinin 4. Gününde İnzivadan/itikaf dan 7 maddelik inciler:


VİRÜS; İMKAN SAĞLAR MI?
Virüs dolayısıyla  insanlığın içine düştüğü  vaziyet, ekonomik, sosyal, siyasi,  dini yapılanmalarda yeni imkanlar sağlayabilir.
Yeni düzen oluşturulabilir.
İşte Virüs mahkûmiyetinin 4. Gününde İnzivadan/itikaf dan   7 maddelik inciler:
1-      EKONOMİ :
Uzak yerlere değil insanların yaşadıkları ve çabuk  ulaşacakları işyerleri teşvik edilmeli..
Krizlerde tüm ekonomi tıkanmamalı. İnsanlar evinde  yada yakın çevresinde  iş yapabilmeli..
Koca koca devasa sanayi tesisleri değil fason üretim yapacak küçük işletmeler ön plana çıkarılmalı
Şehirler kalabalık değil dağınık ve mutlaka üretime yönelik alanlara sahip olmalı.
İnsan, eve mahkûm olmamalı. Her yaştan ve cinsten insanın meşgul olabileceği bahçeli evler oluşturulmalı. Hem üretim hem vücut hem ruh sağlığı korunmalı.
Teşvikler, üretene ve de üretime  verilmeli.. Paradan para değil üretimden  para kazanma yolları  açılmalı.. Vergi yük değil kolay ödenecek şekilde ve de - kamu   imkanlarının- vergilerin harcaması   şeffaf,  çok katı kurallara, ağır yaptırımlara bağlanmalı..

2-      DEVLETLER:
 Öncelikli olarak insanı /canı ve ticari yolları koruma esaslı olmak üzere örgütlenmeli…
Ticaret önündeki her türü engel kaldırılmalı.
Üretim esas olmalı..
Yer altı ve yer üstü tabi kaynaklar insanlığın ortak değeri olmalı. Ucuz  ve kolay erişilebilmeli..
Sınırlar;  anlamsız ve krallara iş bulma alanı olmamalı. İnsanlar; silah ve şiddete sarılmadan  her alanda düşüncelerini ortaya koyabilmeli..
3-      SAĞLIK; 
Tüm insanlık için ortak değer olmalı.  Hastalıktan koruma esas olmalı..
Hastalığı tedavi değil İlim adamları çalışmalarını paylaşarak birlikte yürütecek İmkânlar oluşturulmalı.
4-      SİYASET:
Daha öncede  teklif ettiğim dijital teknoloji imkanları sonuna kadar kullanılarak    “e-meclisli” idareye geçilmeli..
Tüm vatandaşlar; her alanda   tolumu ve ferdi ilgilendiren her işe katılabilmeli. Her meslek gurubu kendini ilgilendiren alanda ki idarenin karalarlarına  mutlaka dahil olmalı.
Belediyeler, valilikler bakanlıklar ve meclisler  hantal binalardan uzaklaşarak hizmet  odaklı ve de kontrol, murakebe , yönlendirme işini öne çıkarmalı..
“Koruma ordulu”, teşrifatlı idareden sade, halka yakın, iç içe bir yönetim anlayışına girmeli..
5-      SOSYAL: Soyal alanda dijital çağın tüm imkânları kullanılmalı.
6-      ÖĞRENİM:
  Koca koca  işe yaramaz binalara yatırım yapılmalı.
Klise düzenli koca amfilerde ne ilim olur ne üretim. Olmuyor da..Bunlardan vaz geçilerek her meslek kendi icabına göre işin başında verilmeli..
Basit, sade mekanlarda çok az zaman geçirilecek tarzda uygulamalı öğretime geçilmeli.
Dijital teknoloji en etkin şekilde kullanılarak az hoca, çok talebe düzenine geçilmeli.
İlk mektepten en yüksek kadameye kadar  işi bilen, kendini  yenileyen, üreten  hocalara yer verilerek teknolojiyle insana ulaşılmalı..
Her kademedeki talebe genel kültür yanında iş beceris ve sanat sahibi olmalı.. 
Sıpyan mektepleri hariç her kademedeki öğrenim herkese açık olmalı.
Hangi yaştan ve meslekten olursa olsun isteyen istediği alanda öğrenim alabilmeli ve de başaran devam etmeli.
7-       
DİNİ MEKÂN VE ÖĞRENİM:
Camiler kapandı.. İhtiyaç kalmadı..
Peygamberi metoda aykırı koca kürsülerde bağırıp çağıran müşterisine(cemaate) caka satan tipler çok şükür millete yük değil..
Camilerin, ibadet için toplanılan mekanların kapanması dolayısıyla insanlar; ibadetlerini yapmaktan da vaz geçmiş değil.
O halde daha önce de sık sık yazıp konuştuğumuz gibi her yerde büyük camilere ihtiyaç yok.
Yıllık kongre olan Bayramlar,
Haftalık kongre buluşması olan Cumalar gibi ; Gösteri, miting ibadetleri için şehirlerde bir tane büyük cami..ya da çok gayesi olan meydan oluşturulmalı..
Toplu ibadetler ve haftalık, yıllık meselelerin halli buralarda yapılmalı
Mahallerde çok sayıda çok küçük mescitler olmalı..
Böylece boşa masraf yapılarak, insana harcanması gereken kaynaklar atıl, şekilsiz estetikten uzak ucube binalara harcanmamalı.
En önemlisi binlerce işe yaramaz , kültürsüz, her hangi bir sanatı olmayan, ezberci, tefekkürden ve insandan uzak DEVLET MEMURU tipli dinden geçinenler önlenerek insana öncelik veren kaliteli önderler yetiştirmeli.. Veya kaliteye fırsat tanınmalı..
26 Mart 2020

İnsanlık virüse çare arıyor. Önemli olan her tehdide direnip hasta olmamak Direnç için çare en az günde 5 kez ABSEST Niye mi...?




Necati Çavdar bir paylaşımda bulundu.İnsanlar müslüman olmak zorunda değillerdir.
Bu hastalık adres sormaz.Pasaport sormaz..
Zengin, fakir ayrımı yapmaz.İrk ayırımı yapmaz..
Dolayısıyla bir önerisi var.
Selâm ve dua ile..








İnsanlık virüse çare arıyor.
Önemli olan her tehdide direnip hasta olmamak
Direnç için çare en az günde 5 kez ABSEST
Niye mi...?



Top of Form
Yorumlar
·         Ekrem Polat Yaradan mükemmel yaratmış kusursuz. Nekadar şükretsek ödeyemeyiz. Çok şükür
Bottom of Form


25 Mart, 2020

NAXÇIVAN, HARDASAN ?..

NAXÇIVAN, HARDASAN ? (*)(Okuma parçası)
Azerbaycan’a bağlı bir özerk cumhuriyet olan Nahçıvan, ülkemizin doğusunda, İran ve Ermenistan sınırları arasında ve bu ülkeler tarafından çepeçevre sarılmış, Dilucu mevkiinde Aras Çayının 10-15 km.lik bir kesiminde sınırdaş olduğumuz küçük bir toprak parçasıdır. Burası, Türkiye dışındaki Türk devletlerinden ortak sınırımız olan tek ülkedir. “Türk Kapısı” ya da “Şark Kapısı” olarak da bilinir. 400 bin nüfuslu kırsal bir topluma yuvadır Nahçıvan ülkesi. Haritalarda görmek için dikkatli bakmak ister.
Bu girişle, başlıkta yönelttiğimiz “Nahçıvan neredesin” sorusunun cevabını da vermiş oluyoruz. Nahçıvan tarihte zaman zaman Türk, Rus, Pers-İran İmparatorluklarının parçası olmuş bir topraktır. Nahçıvan Hanlığı olarak da tarih atlaslarında yer bulur. Yüzölçümü, geçen yüzyıl başlarında Ermenistan’a toprak kaybı sonucunda 5500 km2 kadar kalmıştır.
Yakın tarihine kısaca bir göz atarsak, I. Dünya Savaşını takip eden karışık günlerde Azerbaycan bağımsızlığını kazanırken burada da “Araz Türk Respublikası”nın (Aras Türk Cumhuriyeti) kurulduğunu görürüz. Sovyet devrimi sonrasında, coğrafi olarak Azerbaycan’dan kopan bölgede 1921 yılında -Azerbaycan SSC‘ye bağlı- Nahçıvan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetinin (NSSC) kurulduğunu, aynı yıl Mart ve Ekim aylarında Moskova ve Kars Antlaşmaları ile Türkiye’nin Nahçıvan’ın “özerkliğini” ve “dokunulmazlığını” Rusya ve Ermenistan’a kabul ettirdiğini öğreniriz, gururla. Bu son Antlaşma doğrultusunda 1922’de özerkliği sağlanan “Nahçıvan Diyarı” Şubat 1924’te “Naxçıvan Muhtar Sovyet Sosyalist Respublikası” olarak kurumsallaşmış, Azerbaycan’ın bağımsızlığına yeniden kavuşması (1991) ile de bugünkü adı olan “Naxçıvan Muhtar Respublikası” (Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti) ile mevcut statüsünü kazanmıştır.
Tarih bahsini kapatmadan, Ankara’dan milli mücadeleyi yürüten TBMM Hükümeti, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmadan Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin temellerini de atmıştır desek yanlış olmaz.
Zaten bu ülkeyi Ermenistan istilasından Osmanlının 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa kurtarmıştır 1918’de. Nahçıvan’ı “Şark Kapısı” olarak niteleyen de Karabekir olmuştur. Kendilerinin de kabul ettiği gibi, Aras Türk Cumhuriyetinin ilhamını da o vermiştir bölgedeki Azeri kardeşlerimize. Karabekir’in adı, şimdi başkent Nahçıvan’daki Kazım Karabekir Paşa Camiinde yaşatılmaktadır.
Buranın Azerbaycan üzerinden Orta Asya’daki uzak kardeşlerimize kavuşmanın “giriş kapısı” olduğunu bilen Atatürk de Nahçıvan’ın özerk ve Azerbaycan’a bağlı kalmasına önem vermiştir. Onun Nahçıvan’a “Türk Kapısı” dediği ve Nahçıvan’la sınırdaş olabilmek için Dilucu’nda İran’dan toprak satın aldığı bilinir.
Atlayalım üç çeyrek yüzyıl. Sovyetler Birliğinin yıkılmasıyla 1991’de Azerbaycan bağımsızlığına tekrar kavuşunca Nahçıvan’la aramızdaki “Demir Perde” de yıkıldı doğal olarak. Artık aramızdan sadece Aras Çayı akar usul usul. 1992’de kardeş Türkiye’nin yaptırdığı Dilucu-Sederek köprüsü, ortak bahçelerinden “uluslararası sınır” geçip bölünmüş, ayrı ülkelerde birbirinden kopuk kalmış kardeşleri yeniden birleştirdi aynı aile içerisinde…
Adına biz “Hasret Köprüsü” demişiz, onlar “Ümid Körpüsü”. Açılışı 28 Mayıs 1992, açanlar da zamanın Türkiye Başbakanı Süleyman Demirel ve Nahçıvan Ali Meclis Başkanı Haydar Aliyev.
Bu köprü, yalnızca Türklerle Azeri kardeşleri arasındaki neredeyse bir asırlık özlemi gidermekle kalmadı, aynı zamanda Nahçıvan’ın son yıllardaki büyük kalkınmasına olanak sağlayan ekonomik açılımı kolaylaştırdı. Bugünkü Nahçıvan’ın, toplumsal gelişmede kaydettiği yüksek düzeyi anlatmak ise bir havayolu dergisinin sayfalarına sığmaz. Ben merak edenlere “gelin, görün” derim sadece.
Mehmet Emin Kiraz
TC Nahçıvan başkonsolosu

#KIZILBEY Türbesi ve #ÇİRMEN SOKAĞI ... KARACABEY

  Necati Çavdar ,  Angara sokakları  albümüne fotoğraflar ekledi S s e n d p r o t o h k 1 t h 0 i a l 0 8 i f A 0   c g 0 6 2 a 5   2 3 4 2...